İman ve Takva Dengesi ve Ruhani Yolculuk | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İman ve Takva Dengesi ve Ruhani Yolculuk
İman ve Takva Dengesi ve Ruhani Yolculuk kaydında Sıraya girer. Genel bunlar zengin, varlık sahibi bak bunun değerince altın ve gümüş koyuyorlar demiş. Sen ne bırakacaksın? Sen değer olarak neyi burada göstereceksin deyince ben de Hazreti Yusuf'u aleyhisselam alanlar sırasına, alanlar zümresine girmek içindir. Bizim durumumuz aynen buna benziyor. O Ashab-ı Kiram'ın anlatışı, peygamber-ı…
Sıraya girer. Genel bunlar zengin, varlık sahibi bak bunun değerince altın ve gümüş koyuyorlar demiş. Sen ne bırakacaksın? Sen değer olarak neyi burada göstereceksin deyince ben de Hazreti Yusuf'u aleyhisselam alanlar sırasına, alanlar zümresine girmek içindir. Bizim durumumuz aynen buna benziyor. O Ashab-ı Kiram'ın anlatışı, peygamber-ı zan'ın başta Çünkü senin meftahın, seni medredenin Allah'tır demişler. Seni öven, seni mahveden Allah'tır. Daha dünya yaratılmadan on kırk bin yıl önce Rabbimin karşısında bir nurdum der. Burada tabii memleketinize Ali Ercan onu sordum. İstanbul'da olduğunu söylediler. Yazın işte bir an kadar geliyor dediler. Onun bir sözü var. Bütün konuşmamızın ede? Ne kadar güzel söyleyen o.
Mevlana'mız binlerce beyit mesleği yazar, tarihi yazması bambaşka bir sırdır şüphesiz Ve Hazreti Şems için der ki, bu Şems bana bu beyitleri binlerce beyiti yazmama vesile olmuştur dedi. Onun hakimiyeti, onun açtığı, onun muhabbeti. Mevlana'mız bu yirmi altı bin beyti yazar, sonunda da Yunus Emre'nin iki mısratı bir beytine tesadüf eden edep kemiğe büründü, yoğunuz diye göründü. Dedi eğer bunu gülsaydın ben bu yirmi altı bin beyitlik mesleği yazmazdım. Öyle bir hülasa eder ki ete temliğe bölündüm, yolumuz diye göründüm. Çünkü bu sözde feda billah olmak var, beka billah olmak var, cemul cem olmak var ve likaullah. Tabii, taliblerde de zor anlaşılacaktır. Efendim doksan yaşında bir zat geldi, bunu görmüştüm. Bunu bir yolculukta demişlerdi ki şöyle iyi mermi, bir insan var demişler. O bardağın içerisinde ne varsa dışında o görünür. Mesela diyelim su zaten olduğunda su görülecekti.
Bir portakal suyu olsa o görünecektir. Bunun yanında vişne olursa o görünecektir vesaire. Şimdi gönlünde iman olan, imanda yakine erimiş ise, yani tereddütsüz bir iman ve haybe iman hükmü ise zaten imanın, imanın yakin bulması ibadet ve tatil iflas, İslam ve takva olmasını ve hayatının her algünün Allah'ımıza olan kullukta edep yönünü ifade eder. Böyle olan bir kimseyi siz simasından tanırsınız. Mesela peygamberleri risaletiyle tanırsınız. Nübüvvetiyle tanırsınız. Çünkü aleyhissalatü vesselam efendimizi gördükleri zaman eğer kalbinde iman uyaracaksa, hidayete gelecekse mesela Abdullah bin Selam efendimizi gördüğünde sallallahu aleyhi ve sellem benim hayata gelişimde anamdan bile endişe edebilirim. Fakat gördüğüm bu sima bu yüz vallahi yalancı bir yüz değildir demiş. Onu gördükleri zaman tabii Araf suresinin son sahifesinde bir ayeti celile. Onlar sana batarlar ama göremezler buyruluyor.
Bildiğiniz bir hadise ve Ebu Cehil olanların da zahiren bakışı. O bir boy aynasıdır. Herkes onda şahsını görmüştür. Elbette ki hayırlı kimseler tanınacaktır. Bu zat bize şunu anlattı. Ben dedi kalktım. Aleynsalatü vesselam efendimizi gördüm. Yalnız Efendimizin şairleridir. Diyor ki senden ne kadar hürb edilse, senin vasfın yapılsa yine de eksik kalır. Ne kadar seni vasfesinden yine eksik kalır. Çünkü onu en iyi tanıyan Cenabı Hak'tır. Peygamberleri halk buyurunca umutlarını, onları hepsini, hepsini ihata eden bir nur kuşattı. Demilen ki ya Rabbi nuru bizi kuşatan bu kimdir? Rabbi Cümcelalin'e sordu. Siz bunu tasdik ediyor musunuz? Evet, biz bunu tasdik ediyoruz. Nevace bir nevi önce buna ait birçok rivayette elbette mevcuttur. Varsın bitmez. Yine burada Ever Dursun'un Türk kardeşi bizde diyorduk, ağaçlar kalem olsa, genişler, mürekkep olsa.
İman ve Takva Dengesi ve Ruhani Yolculuk ne anlatıyor?
İman ve Takva Dengesi ve Ruhani Yolculuk kaydında Sıraya girer. Genel bunlar zengin, varlık sahibi bak bunun değerince altın ve gümüş koyuyorlar demiş. Sen ne bırakacaksın? Sen değer olarak neyi burada göstereceksin deyince ben de Hazreti Yusuf'u aleyhisselam alanlar sırasına, alanlar zümresine girmek içindir. Bizim durumumuz aynen buna benziyor. O Ashab-ı Kiram'ın anlatışı, peygamber-ı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
O uzaktan nakledeceğimiz ömrü içerisinde belki geçecektir. Peygamberler dahi efendimiz aleyhisselam'a on iki tane peygamber ümmet olmayı ister, biliyorsunuz bütün evliya'yı zan onun şefaatini beklemiştir. Bunu anlatınca o zarf bize hiç duymadığımız, şu uzun su anlattığımı hiç duymamıştır. İşte Musa aleyhisselam ile alakalı bir şekil olarak hatırlıyorum. Daha bir değişik anladık, iki meyli olmasa söylemezdi. Gerçekten bir ili melti. Olduğunda kanaat edindiler. Hem şekliyle, Şemailiyle, Geçenden bir taş tiklerini çekiyor. O taşı bir başka taşın üzerine bırakıyor. Taşı yanıyor, içinden bir taş çıkıyor. Sonra bir kuş. Onun En güzel olarak ulema itirafımızın haber verdiğine göre bunu namazda okuyoruz ya, bunu da ifade edilen hususi bu hafta dahi eserleri mevcuttur. Mesela o eserlerden birisi tüccar utanmasın.
O kuşku ki ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e on defa her gün salatü selam getiririm bu niğime. Ondandır Şimdi biz bunlarla ne yapacağız? Bir tanışıklık meydana getirecek. Allah ona salat ediyor celle celaluhu ve melekler ona salat ediyor. Dağlar her türlü ona salat ediyor. O zaman bizim bir tanışıklık meydana getirmemiz icap ediyor. Adam darda kalmaz mı? Yani sıkıntıda kalmaz mı? Hayat zaten engebelidir. Her zaman sürünür olmaz. Cenabı Hak Adem Aleyhisselam'a hak yürürüne otuz dokuz yıl keder yağmuru, bir yıl da sürünür çoktur insanların. Ama tesellisi nedir? Tesellisi bela ve mesaide sabrettiği zaman mükafatı nimet eridiğinde de şükrünün yine hiç şüphesiz mükafatı var. Tanışıklık şu şekilde, dediğimiz gibi bir sıkıntı anında kim ararsınız? En yakın dostlarınızı ararsınız. Bize en yakın dost kimdir? Bizim dostumuz Allah'tır Celle Celalühü, resulümdür ve inanan müminlerdir.
O zaman Cenabı Hak ile hadis ateşe nasıl meydana getirecek? Ben bu konunun müzesi budur, bunu bilemem, beceremediniz. Çünkü bazen ayran bilirsiniz. Bu yağmurlar ve karlar vesilesiyle deniz bu yağmurlar ve karlar vesilesiyle suları oluşur. Ama bir önüne ben yaptığımız zaman ne olacak? Orada birikecek, birikecek ve biz yaz günü bağımızı, bahçemizi, arazimizi sulayacağız. Şimdi gönlümüzü bir baraj gibi kabul edecek olursak bu gönlümüze şunu yerleştireceğiz. Bir Allah'ımız ile geline celalühü, tanışıklığı nasıl meydana getireceğiz? Nasıl meydana etmeyeceğiz? Kuran nazim uşağanın itaba. İmam-ı Azam rahmetullahi Hazretleri Cenabı hakk'ın cemalini görür. Def amelle bölünmüştür, görür. Dedi ki ya Rab, ben sana doyamıyorum Altı bin altı yüz altmış altı ayadi ilahiye. Bugün bir bir yerden bulundu. Bundan belki bir saat veya bundan fazla olabilir.
Ayrılmışsa ayak üstü kardeşimize bir okul müdürüdür. İfadeimiz bu oldu. Bağlanacağımız yani yoğunlarımızı yetiştirirken kendisi bir okulda görevli İslam fıtratı üzerine yetiştireceğiz. İslam fıtratı üzerine yetiştireceğiz ve bizim dikkat edeceğimiz ne olacak? Elbette bir kural takip edeceğiz. Din bir kuraldır. Yoksa dışarı çıktığınızda, kadınlığıyla, eliyle, tühliyle, çırılçıplak, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, geliniyle, nefsin, hepsinin bir acayip kanunlarını görürüz. Neden? Bir halıda girmedik. Biz şimdi ne abiler? Bir halıda gireceğiz. Nedir bu halı? Kuran-ı Azim İslam'da altı bin altı yüz altmış altıda Ayati ilahiye.
Efendim neyi anlatıyor? Şimdi set-i Muratlerine giriyor. Onu bile Cenabı Hak anlatıyor, anlatmakla bitmez ifade buyuruyor. Essahde. Sadakallahü aleyhi ve sellem. Cenabı Hak Bak yine kardeşimiz çok güzel. Efendimizin intihalinde ölümün bu kadar acı olduğunu bilmiyorduk buyuruyor. Tabii bütün ümmetin derdi, sıkıntısı üzerinde. Yoksa insanı tevefetü mülme layıkıyla bir pay gibi Allah'ın canlarını celle celalühü çok tatlı bir şekilde alır. Hele efendimiz olunca sakınlanacak, yalnız burada arz ettiğin gibi ümmeti Muhammed'in sıkıntısını üzerine almak. Bu sebeple Kuran azimüşana hadis-i şeriflerde bildirildiği üzere azı dişleriniz gibi sarılın buyuruyor. İkinci tanışımlığımız kimdir? Allah'ın resulü olacak. Sallallahüteala ve sellem. Ona da sünneti seviyyesine riayet etmek söyledi. Ve salihlerdir. Biz Fatiha suresinde okurken Birkaç not aldım, konuyu işlemeyeceğimi biliyorum. Bu sinirlidir mü?
Onu da işte gösterdi. Bizim anlatacaklarımızı anlattı. Adem aleyhisselamı diyordu ki genç genç bir çene sorumluluğunu bilecek. Burada geçtim. Bir genç sorumluluğunu bilecek. Böyle geniş ürünler bir hayat değil, bak okulları biliyoruz. Şimdi hep birbirimizi gördüğümüz için anladığımız yok. Kendi dışımıza çıktığımızda görürüz. İnanç noktasında ne hallere gelindiğini ibadette, davet ve ahlakta. Bunun her şeyi şundan net yolluyor ki dediğimiz gibi din bir buhrandın bir kalıpın içerisine girmediğimiz için bu insanı daraltan bunavtan, sıkıntıdan, sıkıllayan bir kalıp değildir. İnsanın ruhuna inşirah hayat des sürur beni. Çünkü gençlerin, bonzaimdir vesairedir bunları söylemek istemem. Bu gibi hallere girişmesinin sebebi ruhi bir tahmin olmadığı için bir sorumluluktur. Yok. Yani ben neyim? Ben ne yapmam gerekir? Benden ne istemiyorum?
Bu kalıpların içerisine girilmediği için şaşkın bir vaziyettedir, bitti. İntiharda kalkar başka hallerine girer o anlatmakla bitmez. Ama Allah'ımızın kitabı ne yapar bizi? Öyle bir İclalöybileri ısrar eder ki bize hayat yol gösterir. Bak gençlik hakkında sadece Kuran-ı Kerim'deki ayeti kerimeleri alalım diyoruz, bir. Sorumluluğunu bilecek. Kimdir bu Adem aleyhisselamın evlatlarından? Çünkü biri asi, biri de muti, biri isyan ediyor, birisi de itaat ediyor. Bakın itaat edenin nefsani arzularının önüne ne getiriyor? Vahiy getiriyor. Vahiy ile, yani Kuran-ı Kerim ile o bahirden, o denizden, o ırmaktan, o kaynaktan gençliğimiz faydalanmadığı için bu hale edemiyor. Ondan dolayı anne ve babasına asi. Çünkü Kuran azimüşşan'da ikiz dediğimiz ayeti zelileler var. Birisi Allah ve Resulüne itaat etmek, beraber zikredelim. İkincisi anne ve babaya itaat. Anne ve babaya itaat ona üf bile demeyin.
Bakın anne ve baba yaşlandığı zaman huzur evlerinde. Bazıları sokaklarda, yaz yalnız evlerinde terk edilmiş. Eğer bu an azim uşan ile tanışıklığınız olursa Bu sadece bir tanesi dediğimiz, mesela komşunun A'dan B'ye yanında Allah'ım bunları ifade etmiyor, komşu dediğimiz zaman sadece bizim evimize kıble tarafından on ev, geriden on ev, soldan sağdan bu şekilde değil bütün dünya ile biz komşuyuz. Bu komşuluğumuzdaki vazifemiz elde eden onların hidayetini istemek. Bir misal arz edeceğim, en çok ifade edilen İmam-ı Azam rahmetullah Ali, bir defasında sarhoş olan komşusunu göremez. Onlar çok rencide olmuştur. Sorak der ki bir kimseyle çekişti ve cezaevine düştü. Derhal bunu ziyaret eder. Ve onun çıkartılması için yapılacak vazifeleri yerine getiriyorum. O sarhoş yapmış olduğu yanlışlıktan dolayı çok mahcup bir hale gelir.
Sonra İmam-ı Azam rahmetullah Ali Hazretleri der ki evladım senin bu yola düşmene sebep biz olduk. Eğer seninle daha evvel mesli olsaydık sen o hallere düşmezdin diyor. Bak İslam'ın getirdiği güzelliklere içten içe ve bu erkana, bu kurala, bu kalıba girilmediği için görüyorsunuz insanlarımızın haline. İnsan bir hayvan değil, Dağa sürülen, haşa bir mahluk değildir. Nedir insan? Kendini böyle başına bırakılan bir kimse mi zannediyorsunuz? Kendinizi boş gelen hareket eden bildiği gibi artık nasıl görüyor, nasıl ediyorsa işte şu şöyle yapıyor, bu böyle yapıyor. Yine hareket eden bir kimseler olarak başıboş bırakılacağınızı mı zannedersiniz?
Maide suresinde geçen Adem Aleyhisselam'ın evlatları Harun yok Cenabı Hak'a yakından tutmak için kurban arz ettiklerini, birisinin kabul edip diğerinin kabul edilmediğini, işte seninki kabul edildi diye hasetlik ettiğini, ben seni öldüreceğim dediğimde bir gendimize, bir insanınıza ne kadar güzel bir misaldir bu, ben böyle bir iş yapmaktan Allah'tan korkarım demiştir. Allah'ın ancak kendisinden korkanların kurbanını kabul eder demiştir. Burada bir Cenabı hakk'ın korkusunu görüyoruz. Gerçeğin gönlünde bir Allah korkusu olacak. Mesela bakıyoruz biz Hadis-i Şerif'te bir de hatır değer dersem vedat imrahimize masın bin ve cemaat fakat inmi ya tapullah. Bir kadın kendisine davet ettiği zaman bunu fazlasını atıyorum, davet ettiği zaman ben Allah'tan korkarım diyen bir genç. Bak genci ne güzel talim edinmiştir. Sonra senin iyiliğin babası İbrahim Aleyhisselam anlatmakla bitmez.
Ölübaz peygamberlerdendir. Bizim atamızdı. Biliyorsunuz Babililer bir kızı ayeti neşe tapıyorlar. Akıl ile Allah'ımızın vermiş olduğu akıl ile Rabbi Zülcelalinizi bulur. Aklını yürütmek suretiyle. İşte bakar yıldıza bakar, aya bakar, güreşe bakar, böyle doğum bakan benim Rabbim olamaz diye Sabri. Ben gücümü Allah'a çevirdim. Semavat ve arzı yaratan Allah'a hangi olarak temnih esasına uyarak ben ona yönümü çevirdim, ben müşriklerden değilim demiştim. Ve onun put kırma hadisesi biliyorsunuz nasıl konduğunu bu Enbiya suresinde görecek. Bunları anlatmakla bitiremeyiz. Aldığım birkaç notu acaba arz edebilir miyim? Onu düşünüyorum şu anda. Hani gençliğin riayet edeceği hususta Efendimiz'in sünnetleri hususunda, çok güzel anlattı tabii. Efendimizin başı bitmez. Onu biz anlatamayız. Diğer özellikleri onlar da yine, bitecek gibi değil iki cihan yönetiminin sallallahu aleyhi ve sellem.
Yalnız bize düşen nedir? Bize düşen onu edebin ile edeplenmektir. Şimdi Bayezid-i İslami Hazretlerinin bir tanesi, devamını izini tahrif ediyor, nereye baksa oraya başlıyor. Buyuruyor ki evladım ben nereye bassam sen oraya basıyorsun. Yolumuzu takip etmedikçe derimizi de giysen sana faydası yoktur diyor. Bize efendimizi seviyoruz demenin işareti ne olacak? Sünneti Muhammediyelerine hidayet olacak. Burada, burada İmam Sünrelerde rahmetullahi hazretlerinin gençlere tavsiyesi var. Yani bu gençlere olmakla birlikte ebevize bir tavsiyesi var. Onlardan bir kısmını söylüyor. Allahutaala'dan korkmayı, Allahutaala'nın ve Resul gününün, anan ve babanın ve evliyanın hakkına riayet etmeyi tavsiye ederim. Eğer bunu yaparsan Allahutaala senden razı ol, evladına böyle vasiyette bulunur. İki, açıktan ve gizli olarak Allahutaala'nın emir ve yasaklarına riayet. Et.
İnsanlar içerisinde riayet ettiğin gibi yalnız kaldığında da riayet et. Gizli ve açık içten ve dıştan tefekkürle, hüzünle ve avlayarak Kuran-ı Kerim okumayı ihmal etti. Bir tanesi diyor ki ben diyor gece Kuran-ı Kerim'e hazmettin, Efendimize de arz ettim. Sadullahü Teala Aleyhisselam. Buyururlar ki Kuran'ı hatmettin ama gözyaşı nerelerde diye buyurunuzlardır. Bilimden bir adım bile yüz çevirme, dili ölen, tasavvuf ehli olduğunu söyleyip de dalalet içerisinde olanlardan, onların avamından olmak, çünkü onlar din hırsları ve Müslümanları doğru yoldan saptıranlardır. Ölçüyü Kuran ve sünnet olarak koyduğumuz zaman Çünkü bunlar senin dinine gideri. Yani kadınlarda tabiri ahsen-ı Basri, biri de raviyatın aleviye de olursa şer'i dinimizin ölçüleri içerisinde görüşmek üzere. Onun için de.
Hüküm verenlerin ve sultanların istikametini ise insanlardan münakaşa etme, seni metilen kimsenin sözüne aldanma, Seni kötüleyen kimsenin sözlerinden dolayı da gücüyle. Tevazua yapış, her zamanki kimseye karşı da kötü kimseye karşı da edepli ol. Çok gülmek kalbi öldürülür çok gülmek. Ey oğul devamını cömert olun. Allahu Teala'nın bayitlerine güven çünkü Allahu Teala her canlının ısını geleceğine tefekkür etmiştir. Mahlukattan hiçbirisine meyletmem, malayani boş sözleri terlet, insanlara nasihat edici fakat faileri ol. Yemeği, içmeyi, konuşmayı, uygülü azal. Bu fani dünyanın iğnelerine aldanıp kurulan Cenabı Hak kullarından ayırmasın. Aleyhissalatü vesselam ve