İlahi Muhabbet Ve İhlasın Sırları kaydında Imanı muhafaza etmek, hor ateşi elde tutmak gibi. Yani o kadar zor. Orada temiz arkadaşlar istiyor. Biz, hisse menüsünde de olsa eğer hafta sonu olmasaydı çok daha bir tehlikeli olurdu. Hafta sonu bir buraya geliyoruz da cumartesinin, uzman, cumartesi'nin de ters var dediniz. Öğleden sonra, ben geliyor, anca, o manevi havai, teneffüs,…
Imanı muhafaza etmek, hor ateşi elde tutmak gibi. Yani o kadar zor. Orada temiz arkadaşlar istiyor. Biz, hisse menüsünde de olsa eğer hafta sonu olmasaydı çok daha bir tehlikeli olurdu. Hafta sonu bir buraya geliyoruz da cumartesinin, uzman, cumartesi'nin de ters var dediniz. Öğleden sonra, ben geliyor, anca, o manevi havai, teneffüs, ide, ide, idebiyle kurtulmaya çalışır. Oksiyer gibi aynı. Şimdi, hastaya devamlı oksijen verirdi. O manevi, ruh hali oksijen olurdu bize. Onun mu yaşadınız? Bilillahi Teala. Ölüyor ya aynen hayırdaki kimselerde bulunma, misk satan bir dükkanına girmek gibi. İnsan almasa bile, o güzel koku ona sirayet ediyor. Allah korusun, fena insanlarla, bulunmayla demirci prününle bize söylüyorlar. Onun, öyle bir açık kokusu olurmuş. O koku sinmiyor insanın. O koku, yani şeyi biliyorsunuz doksan dokuz kişiyi öğütülen bir kimse. Varmış, bir rahip, bir de nedir?
Demiş, benim halim ne olacak? Burada çok önemli olan bir nokta var da onun için diyorum. Bildiğin gibi olsun. Ben, işte doksan dokuz kişiyi öldürdüm, ne olacak? Ne olacak? Yerim cehennem demiş, onu öldürmüş. Olmuş, yüz, sonra da maharet bir zararı varmış. Hocam tanıdık bizde bir şey yok. Şimdi, varmış. O da demiş ki yavrum demiş, çevremi değiş. Sana bu kötülüğü yaptıran çevrendir demiş. Çevren iyi olursa yapmazsın, bunlar sana kadar kafamı bozduysa, gördüğümü bozduysa bu hale getir demiş. Dedem Rahmetullah Ali, böyle Allah'ımızın muhabbetine engel olur diye yavuklarını kucaklamazmış. Korkusundan, Mevla'dan onun muhabbetine engel bulur mu acaba diye. Bir gün, üstadımızı kucaklamış, sebebi de Sami Efendimizi gördüm diye olacak. Önce. Biz de, şeye gittik Efendimiz'i ayrı, bize okunur, anladım onu, özel oynatabilir. Şimdi, Kastamonu'ya gittik. Baizlerin bursu var.
Bahsede gönlü, bahisleri onlarda. Eğer bunlara uysa gittiydi. Baiz, bunlar kim? Bak, konuşan kimseler müstesna müstesna. Böyle olmasına rağmen, burada Mehmet Feyzi dendi vardı. Saim Nursi Hazretleri ile kırk yıl millet dostluk yapmış, nakşi olduğunu öğrendim. Ev diye uğrunda hiçbir yoktu. O beytim ama böyle büyüğüydü. Vardım böyle mayıs ayı. Onu unutamıyorum. Böyle sobanın arkasında oturuyorum. Efendi Hazretleri, yatağında, emfiye kullanıyor. Dedi ki Beni mazur bölüm, felç geçirdim. Peygamberimiz dedi bana sakın Allahu Teala şefaat buyurdular, mesh ettiler, öyle geçti. Öyle yakınlığı var mı? Böyle samimi değiştim genelde, tüm samimi. Tüm nazik nezaketliği bu muydu mesela? Şimdi, ben bunu bazı sorular sorardı, hocalara sorardı. Sorduğum sorulardan birisi, Bunu dinlesin, bir mürşid-i Kamile intisabı vurguluyor. Onların bir kısmı intisaplı değil, bu sebeple yola getirebilir miyim diye.
İlahi Muhabbet Ve İhlasın Sırları kaydında Imanı muhafaza etmek, hor ateşi elde tutmak gibi. Yani o kadar zor. Orada temiz arkadaşlar istiyor. Biz, hisse menüsünde de olsa eğer hafta sonu olmasaydı çok daha bir tehlikeli olurdu. Hafta sonu bir buraya geliyoruz da cumartesinin, uzman, cumartesi'nin de ters var dediniz. Öğleden sonra, ben geliyor, anca, o manevi havai, teneffüs,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Çok uğraştı benden. Ondan siz hiç durmayın. Çok uğraştı. Kimin bulabilirsen, böyle biraz uğraşın yani hemen birden durmaz. Uğraşın, münasebeti unuturalım Efendimizin. O çok uğraştım. Hatta bulunmayın diyor Sami Efendimiz'i anlatmış. Efendim, bir tane ihvanım yok kimse vardı. Böyle misafir geldiğinde ta Teveleye gönderdi. Gayet dua edinince Allah'ın huzuruna fethetti. Şimdi, bir Vehek tabii, ülfetti. Soru sorardı, sorulan birisi, Muklis nedir, Muklas nedir? Bunu hocalara sorun yok. Onları, bu vesileyle nasıl bu ibadet yola indiririm diye. İşte Muhlis, biz de okuyoruz o denli, düşünüyorum, yolda da düşünüyorum, bende de düşünüyorum. Muhlis, arkadaşlar muhlisu ekl-i hasnan ve uva muhhi ya son, ismi Fail dedim. Muhlas ismi mef, geri yakın çıkaramıyor. Efendim, bir şeyi kastediyor burada. Oturuyorum. Yani, muhlis, sen gayret gösteriyorsun, Allah için yapıyorsun Amelini, o muhlis.
Muhlas, sen Allah için amel yapınca Allah'ım sana gönlüme böyle dıştan yapılan şekil değil, gönüle getiriyor Cenabı Hak. Sen ne yapsan? İhlaslaştırılmış. Sen, Bam oluyorsun. Sen, Nur oluyorsun zaten. Öyle izah ettim. Öyle izah ettin. Baktım, oradaki bahisleriyle, belki müşrikleri de var, geldiler, o meclise oturuluyor. Hocalar, bize eğitim veriyor. Eğitiminden haz alamadılar arkadaşlar, belli mi? Şimdi, bağımiyetiyle kimseleri unutturmak için şey istiyorlar, doğru mu istiyorlar? Yani hoca da olsa, bir düzeyde kimse de olsa ruhunun böyle canlanmasını istiyor. Ruhunun gıdasını istiyor. Yani bakmayalım şu dünyada insanların niye şöyle oluyor, niye duyuluyor, niye şöyle, niye böyle olursa ruhu gıda almıyor, acımak lazım bahane de doymaz. Almıyorum, ruhu doymamış. Ruhumu doymuyor, kötülüklerden tatminle çalışıyor şehvetde.
Ondan sonra, ilim kolunda, hayırlısı sözlerine, ümmete, ha ha, hele bir anlat şunu diyor, hele kız, böyle, bunlar o hadis. Bunlar, o hali Allah'ın Rasulü, hepimizi organize onlar da Ruhi ölüm olmadığı için, rabıtası yok, Ruhu'l-Arabî yok, zikri yok, Ondan oluyor. Onun için kendimizi temize çıkmış gibi görmeyelim. Ben diyor, Mus Aleyhisselam dolayı burada rivayetler var, Zeliha validemiz olan, Ben kendimi temize çıkarmam diyor. Şeyheleri ölüyor aynen önce. Necm suresinde, Çok muazzam bu ayet şeyleri, sanırsam. Siz diyor, ananızın karnında hiçbir şey değildiniz. Onun için böyle çivi, beni şöyle bir dinleyin, hiç bilmez. Konya'dan vaaz etmiş, Efendim bir yere geleceğim Allah'ın izniyle. O dedi, o dedi. Şimdi, vaaz ediyor, çok sohbet ediyor şeydenim, böyle cihazlardan de dinliyorum. Kendimiz diyor ki, biz bir iğne varsa diyor bir yerimize abdestiniz bozulur, o temiz olmayan diyor, gaz çıkar.
Ondan sonra anlatıyor, karnınızı doyuruyor, yarsalar Şimdi ben burada, hoca da olsa, hacı da olsa, bu kelime imamlarımızda doldu. Biz onlar o konuda toplu namaz da kılsa buna ihtiyaç duyuyorduk. Çok duygulandum. O bize büyük bir nimetlik gıda oluyordu. Buraya bir doktor gelirdi. Meşhur, başka bir doktor, çok tanımladı şimdi, tabii, gene genelde dinerdi efendimiz, iyi dinerdi şimdi orada dinlemeler sen hadisisin, ters etti, öpünçin. Bu orada ilmi Teala değil, orada onların istifade ettiği, gönlündeki ilahi nurun tadını alıyor mu? Mu? Yoksa bir insan doldurdu, alimler var, dinle. O değil. Evet önemli ayet okur, hadisi de olur da asıl o okuduğu ayet ve hadis ve konuşmalarındaki ilahi nur, ilahi güzelliği, onu anlıyor. Anmıyor veya anlamıyor, onu tadıyor. O tadınca ayırmak istemiyor. Buraya bir faiz geldi. O değil değil mi? Değil mi ona zaten?
Efendim dedi, bir ay dedi, akümüzü donduruluyor musunuz? Bir ay sonra tek ben geliyorum. Akülü oluyor dedi burada, uyuluğumuz, dedi. Hep Dinledim dedi. Aynı dedi, ben de Vaizim. Aynı, Ayet hadi Hüseyin. Ama dedi, o şekilin Ota başkaydı. Bak, Adana'daki vaazlarını ve camiler boşanmış. Beldemizi dinliyordu, ben. Efendimiz bir tane. Ben, onunla aşkım gittikçe artıyor, gittikçe artıyor. Bakıyorum, yazdığım bu şiirlerin yanında, bayram var. Tam da geçmemişler, yanıcı fasihiler. Yazanlar, abi dedim, içeri geçebilirim, içeri geçebilirim. Ya bu edebiyatçı. Edebiyat bu değildir. Şimdi edebiyatta şiirde önemli olan Allah'tır. Ya sen edebiyatcısın, dört kere okumuşsun imam, götüne okumuşsun. Efendimizin şiirlerini, şiirlerini gece bezsin. Şırak ona oluyor, şırak uymuyor, uzun kişi.
Düzeltlenmiyoruz, düzelttim, okudum, yiğittim, aslından okudum, bu ne yanlış laf O Efendimizin saf, mübarek kaleminden çıkan yok. Bak şiirde, edebiyatta önemli olan Kulağa şiirin hoş gelebilmesi. Mesela burada isabet ediyor. İsabet ediyor, delil diyelim, Ece, o beş olunca onu ona tamamlıyor, vuruyor. Böyle Böyle bazı bozulmalar var. Mesela, yani hayran mı bakıyorum? Hayran bakıyorum. Şeyin birisinde, televizyonu, oradaki tasavvufi iyi tanıyorum, dinlemedi, dinlemedi, denk de gelmedi mi? Gelmedi mi? Gelin inşallah. Dedi ki oradaki sonuncu, olacak, Ender'in dedi, Aynen dedi, Yahyaallah Hasan efendi, hiç altın işitmedi. Ben tanıyorum onu, altın işitmedi. Aynen dedi, Yunus Emre Vahiy, dedi, biz dedi, hayran var diyoruz. Okuyoruz ki insan, Sünnetullah bu, seveni olduğu kadar insanı döveni de kadar olur. Bu böyle yani bunu değiştirmek pek çok önemli. Diye ki doksan dokuz kimse, Çeviri değişir.
Elhamdülillah, çevre düzgün olursa o zaman insanın hayatını da yüzleşiyor. Mesela siz, bir bataklıktan geçiriyorsunuz, bataklıktan. Öyle bir rüzgar esiyor ki, oğlum uzun demeye lüzum yok. İşte İstanbul'da. Mesela, bir gül bahçesi olsa, böyle rüzgar estiği zaman, mis gibi kokular geliyor. Aynen öyle güzel. Hayırlı ve kimselerde olduğumuz zaman, mis gibi önde kokuna geliyor. Öldüm Avrupa'da geliyordu. Garip bir ben bir yumuşamama iddia de geliyordu. Allah korusun, şehirli bir taraftırılıyor. O Kastamonu yanında tamam mı? Şimdi, orada biz iki kimseyle, üç kişiyle dost olduk. Biri Tayyip Hoca'mizin bu oldular. Madem bakmış ki olduğunu görünce. Oh dedi, melhaum minillahi dedi. Hatta, Vaizin birisi dedi ki şunun gibi bir yolunu ister, ne temiz dedi ya. Bu dedi hiç killenmemiş dedi. Biz dedi, bulaştık kirlere, anlatırlar dedi. Millet temiz. Ondan sonra diğer pardon da üstlerde vardı.
Üçüncü Yusuf ne yapalım? Şey yapardı, Orada Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri var. O camide küçük küçük bölmeler var. O bölmelerde hayret-i tarikıymış onlar Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri. Oralara yine ders çekerdi. Ondan sonra tabirleri ziyaret etti. Böyle hayırlı bir olup toplantı olunca, Efendimizi kucakladık. Demek ki kucaklama sebebim hayırlı kimseleri bulmuş mıydı? Demek ki onlardan güzel bir koku aksi olmuş olmalı ki, öyle oldu. Onun gibi, inşallah diğerlerini toparlanırlar, bu devreyi güzel geçirirsen, Allah'ın Denk gelen niye yani çok şey yapmıştır, çok kayıt almışım. En büyük mü? Bu olmaz İlmü'l Batın diyor olur diyor. Ha, sonra doğru geleyim iflas hakkındaymış. Şimdi bu iflas konusu işlerini şey yaparken bu kitap müstesna bir eser olduğu için bazı soruluyor da Efendim, o konuştuğum kitap neydi diyorlar? Diyorum kitaba. Bu kitabın baskısı yok şimdi. Tükenmiş. En son ben alayım.
Diyor, rububiyet, Rabbimizin Rab oluşu. Her şeyi terbiye edişi. Mesela bir ağacın yetişmesi, bir güneşin doğması, bir suyun akması, hep onun terbiyesiyle. Evet, Kurlukta diyor, hadis olmaktır. Muhles, sanılıyor. Ve muhles muhles nedir? Şimdi oldu. O zat beytti dedi ya Allah tarafından muhles, Allah'ımızın gör, ihlaslaştırdığı kimse. Şeytan ümidini kesiyor kötülükle onu aldatmaktan ümidini kesiyor, müfres olduğu zaman. Onun etkisi, onun üzerine olan tasarrufu şeytanın ben ona yaklaşamam diyor. Allah tarafından ihdashian serilmiş bir kimse istedi. Böyle haber verildi sıpar ve ahırı tabii. Allah'ımızın sıpar ve fil ilinin fil tecelliyatı tecelliyatını görülmektedir diyor. Bu, aynen bu zatın dediği gibi Allah tarafından ihlas sarftırılıyor. Yok. Biz kendi zatımız için onu ihlaslaştırdık. Emri ilahiyemizi yerine getirmek için biz onu diyor, ihlas açtırdık. Allah tarafından ihlas açtırdık.
Bu, çalışmayı da değil. Onu bir söylemek isterim istedim. Kim ırk sabah ihlaslı olmaya gayret ederse, iflaslaştırılırsa, kalbinden Kalbinden, o zaman diyor, kalbinden, kalbinden hikmet ruhu doğmaya başlar. Hıh sabah iflası olmaktan edindilerse ve dilinden de diyor, dilinden de de bu hikmetli sözler çıkar, iftar sorduğun zaman. İnşallah da Dilinden diyor. Tabii bunu özettirmek lazım. Dilinden Allah konuşur diyor, böyle olmazdı. Allah'ımızın nuru diyelim başka şey yapamamayı iyi olmaz. Hakiki idrak sahibi kimdir? Amelinde Cenabı Hak'tan gayrı hiçbir şey bölünmüyor. Ev, asada, bir ameli tahsili Eğer diyor, Allah'tan başka bir şey görmeyecek amelinde, eğer nefsini görecek olursa, ondan sonra gast ı, niyeti de diyor, kemal min kemalatiya, o kemalatın üstünlük hali, o zaman bu kimseye diyor, muhlas denemez. Abdulkadir Geylani Efendimiz buyurmuş. Onun diyor varlığı gönlündedir.
Onun sultanlığı neyse artık iç alem nedir? Dışa hiçbir zaman itibar etmez. Dünyada muhlis olan kimsenin en aşağı makamı nedir? Bütün kötülüklerden kurtulur diyor. Ahirette ise ateşten kurtulur, cennetten nail olur buyurmuşlar. Yine muhlis, Allah için samimi olanın alameti nedir? Allah'ımızla münacat yani bu gönülden Rabbomuzla alakalı diyor işte şu andüğümüzde bunu diyor elde etmek için halveti seçer, yalnız yerde yalnızlığı seçer ve Allah'ımıza kulluğu ile insanları ve pek haşır neşir olmuyor mu? Burada ifade ve yani insanlara böyle tanınma, insanları tanınma, o şeye gitmiyor. Halk ilminden kaçınıyor. Allah ile olan muamelesi sebebi ise, buyrulmuştur. İhlasın dört tane şubesi var. İradeü'l İhlas, Süleymanen alettabli millet, Cenabı Hakk'a büyük bir tazim ile iradesinde samimi iradesinde.
Bir de, onun emri ilahisine Cenabı hakk'ın küçük bir tazim içinde aman Allah'ımızın emridir diye bir de ecir ve sevap da ecir ve sevap da ihdasını Allah için. Evet, amelini böyle gösterişten neden, tamamını kurtarmış? Allah'tan başkasını gözetlenmiyor. Bir de Allah'ın azabından korkarak ibadet şekli varmış. Bir de, Allah'ımızın böyle ecir ve mükafatı sebebiyle yapılması varmış. Bir de Allah'ımızdan utanarak yapıyor. Rabbimizin azametli ilahiyesinden diyor ayıp. Bir de Allah'ımıza büyük bir sevgi, saygı içerisinde yapıyor. Onun şeyini ütüleniyor, mükafatı ölçülemiyor. Allah'ın sana muhabbetle yapılırsa. Birisi dil ile yapılıyor zaten, dil ile okum var, bir de kalp ile okum var, bir de muhabbetle yapılan vardır. İhlasın dört tane derecesi vardır. Bir, Allah'ımızdan korkan kimselerin ihlası.
Ikincisi derecetü'l muhevli, Allah'ta muhabbet içerisinde olanların, bir de derecetü'l arifi, Rabbimizi tanıyan kimselerin zatı hakkında değil de, onun gücü değildir bunun sıfatlarını. İnsanlara, yani şu kainata bakmaktansa, Allah'ımızı, Allah'ımızın arş ve muhabbetiyle, ona. Eliflar, Rabbimize olan ibadetten kalbin tamamen başka duygu ve cisimgelerden korkulmasıdır, tamamen. Allah'ım, Rabbimla teslim olmak. Ve ibadeti sırf Allah rızası için sınırlandırma ve ibandetü'ü gideceği. Bütün diyor, davranışlarında samimi olmak Allah için her şeyinde. Iflas, Allah'ımızın sırlarından bir sırdır, Dilediği kullarının gönlüne Cenabı hak gerleştirilir. En güzel şekilde korunmadır şeytan da ve nuru sır, iç aleminin nurudur ve kulluk yoludur