Bismillahirrahmanirrahim. Said Bin Müseyyeb, radıyallahu anh, bir hadis-i şerif için günlerce gecelerce günlerce gecelerce yolculuk yapardım, demiştir. İmamı Şabi kendisine hatırlatılan üç hadis-i şerif için Rahmetullahi Ali, Kufe'den Mekke'ye gittiğini söyler. Tabii kilometrelerce uzar, çok uzar. Fudayl bin Eyal, Hudde sallallahü sırra der ki çoğu kere geceleri oturur, fıkıh müzakere ederdik. Çoğu kere sabah ezanı okununcaya kadar kalkmazdık. Hafız İbni Kesir Buhari'nin Rahmetullahi hayatını anlatırken şunları söyler Buhari gece uykudan uyanır, lambasını yakar, hatırına gelen faydalı bir şeyi yazardı. Sonra lambasını söndürür yatardı. Tekrar kalkar, tekrar kalkardı. Hatta bir gecede yaklaşık yirmi defa kalktığı olurdu. Taberi yüz yıl yaşadı, yazdığı eserler yetmiş beşi aştı.
Zekvanî diyor ki, Taberani'ye çok hadis rivayet edebilmesinin hikmetini sordular, otuz yıl asır üzerinde uyudum diye cevap verdi. Sabitel bunaniye mezarına indiren iki arkadaş, bu uzatı mezarına indiren iki arkadaşı onu kabirde namaz kılarken görmüşlerdi. Definden sonra gidip hadiseyi kızına aktarınca, o da dedi ki babam elli yıl boyunca geceyi ihya eder ve seher vaktinde ellerini kaldırarak Allah'ım eğer kabirde birilerine namaz kılmayı nasip edeceksen bana da nasip et diye dua ederdi. Sabitel-Münani ömrü boyunca gece ibadetinden daha zevkli bir şey tanımadığını söylemişti. Sufyani Sevri rahmetullahali gece namazında ayaklarına biriken kanın geri dönmesi için gündüzleri başını yere koyup ayaklarını duvara yaslardı. Ali ibni Bekkar rahimehullahü teala kırk senedir beni güneşin doğmasından daha fazla üzen bir şey olmamıştır diyor ve geceleri iple çekiyordu.
Fudayl ibni Ayaz Rahmetullah Ali ise güneş batınca Rabbımla baş başa kalacağımdan dolayı sevinirim. Doğunca da insanlar yanına geleceğinden ötürü üzülürüm itirafında bulunuyor ve halvete olan iştiyakını ifade ediyordu. Ebud Derdi Radıyallahu Anh'a göre gündüzün orucu gecenin ibadeti olmadıktan sonra dünyada kalmanın bir ehemmiyeti yoktu. İbnü'l-münkedir'e göre ise dünyada zevk olarak sadece şükür şey vardı, gece ibadeti, dostlarla sohbet ve cemaatlen Bu bilhassa nakşi tarifinde dostlarla sohbete çok ehemmiyet söylemler. Hatta böyle emsal olanlarla da değil, daha bir yüksek, daha bir üstün. Artık bu fena fillah olur, beka billah olur, bu hallere gelmiş kimselerle sohbeti çok isterler. Ruhani ve manevi gelişimi bir noktada böyle görünür. Ehlullah ile sohbet bunlara büyük bir gıdadır.
Bulamadı diyelim, gönül olarak görüşür, kalp olarak görüşür, Kalbini Allah'ın dostlarına rabıta döneminde teslim eder müsaade, buyurulan kimseye. Murataba halinde aleyhüssalatü Vesselam Efendimizle, Artık Cenabı Hak'ın tecelliyatıyla dost olurlar. Ama mutlaka hayırlı bir arkadaş onlara çok büyük bir faydadır. Bir defasında Abdullah ibn-i Kays karşısına almış ve ona şöyle nasihat etmişti, geceleri teheccüde kalkmayı asla ihmal etme. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hiç terk etmedi. Hastalandığında veya çok yorgun olduğunda bile onu ihmal etmez, oturarak olsun yine kılardı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye teşrif ettiklerinde ashabı ilk olarak geceleri değerlendirmeye teşvik etmişti.
Buyurdular ki, resulü Ekrem efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem aman geceyi ihya edin, gece namaz kılın, rükua ve secdeye verin, çünkü ashab-i Gündüzki halleri şununla bununla hiç meşgul değillerdi. Zaten bunu bir müridin takip edeceği edep olarak sıralarlar. Aman gıybet etmeyin, gıybet olunan meclislerde de durmayın, kendinizi muhafaza edin, koruyun. Bunu çokça tembih ederler ve gece ibadete teşvik buyururlardı. Efendimiz aleyhisselatu vesselam Medine-i Münevvere'de Ashab-ı Müzin efendilerimize bunu tembih buyuruyorlar. Zaten onu görünce onların geceleri gündüzdür. Mesela şu hayatta aleyh-i sırat vesselam efendimizi gece görecek olsa, artık onun hayatı değişir. İşte asıl görmenin belirtileri budur. Mesela rüyada görüyoruz. Gerçek görüşün anlamı şu hücreleri tamamen değişir, hayatı değişir. Yaşantısı değişir onun.
Değil ki onu bizzat dünya gözüyle görenler elbette ki Kuran-ı Azimüşşan'da vasf olmayan kimselerdir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ey insanlar aranızda selamı yayın, fakirleri doyurun ve insanlar uykudayken ibadet edin, böylece selametle cennete girersiniz. Bu Furkan suresindeki ayet-i celile son kısmı onlar gecelerini secde ve kıyamlarda geçirirler, huyunudur. Ubeydullah bin Ahrar der ki İbni Mesud radıyallahu anh Kuran'ı üç gecede hatmeler gündüz okumasında çok böyle gündüz okumasından da çok az istifade ederdi. Zaten Kuran-ı Kerim bilhassa gece okunur. İbni Sirin bildiriyor, Temimetdari bir rekatta Kuran'ın tümünü okudu. Bu onlar için zevk. Şunu deyin de zor gelmesin. Mesela ibadeti dil ile yapanlarımız zorlanır. Şimdi kalp ile yapanlarımızda zorluk olmaz ama muhabbetle yapan da ne ki o? Onlar için yani Kuran'ı bir rekatta hatmetmesi ilahi bir zevk o.
Ebu Hureyre radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden gece gündüz hiç ayrılmadı, O bir zeka ve hafıza kahramanıydı. Gecenin üçte birinde uyur. Üçte birinde ibadet eder, evrak ve ezkarını okur, kalan üçte birinde de hafızasındaki hadis-i şerifleri unutmamak için tekrar ederdi. Aynı zamanda o bir ilim adamı, bir fakih, bir hadis hafızı da olmuştu. Bir gün mescitte Allah'ım bana hiç unutamayacağım bir ilim nasip eyle diye dua ederken, Allah'ın resulü duymuş ve sallallahu aleyhi ve sellem mescidi iktizaza getirecek şekilde, yani iktizaz dediği mescitteki ashabı güzün adeta titriyor. Böyle mescidin duvarları da, duvarları da böyle bir harekete geçercesine Allah'ım amin demişti. Şimdi Ebu Hureyre hazretlerinin yapmış olduğu dua dikkat edersek hepimiz için olur. Şimdi Zümer suresinde geçer, başka diğer surelerde de var. Hatırladım Lokman suresinde de.
Daha değişik surei celilei cemilelerde geçer. Bu münib olmak, aslında inşallah bunu yakalamaya çalışalım. Öyle rabt olduğumuz zaman Cenabı hakkaten rabtullah. Bak bir hadis-i kudsi geçti burada. Allah'ımız ancak şu kadar diyebilir, bize bizden yakın. Alimun bize eti usudu. Gönlün en derin derin derinliklerine batıl, Allah'ımız bizden tam bir dönüş istiyor. Mesela çökse diyoruz ya yine değil, çay içeceğiz, bir kardeşimizden anlatılıyor, bu eski zamanlarda neden? Bir bardakla verdiği çayı ikinci defa vermiyor. Bardağı yıkıyor, tekrar çay koyuyor. Böyle diyor titizdi. Şimdi bir bardağa diyelim ki ağız kısmı sararmış, içinde de böyle uygunsuz haller var, ona çay koyabilir miyiz? Çorba içeceğiz, şimdi kap bulaşık, katiyen. Allah'ımız gönül kabını temiz istiyor. Riya istemiyor, kibir istemiyor, ucub istemiyor, benlik istemiyor, bu ne ki? Havatır istemiyor. Hatta ahiret havatırı bile istemiyor.
İşte cennette huriler var, bu da olmayacak. Sırf Mevla, Ebu'l Hasan-ı Harakan, Atesallahu Sallahu Sırra buyuruyor ya Allah'ımız kırk yıl kalbime nazar eder, kendinden başkasını bulamaz. Ancak münib olanlar bunlardır. Öyle ki onlar hayatlarını mesela nefes alıyoruz ya, o nefesi son nefes gibi görürler. Görülen. Kalpleri de tamamen mahzun bir şekilde Cenabıhakk'a karşı böyle bir zikir haline geçmektir, gafletten kurtulup uyanıklığa ermektir.