Evlilikte Başarı ve Mutluluk Sırları kaydında Evlilikte önemli olan üç husus vardır. Bunu siz genelleştirebilirsiniz. Ne kadar hususiyet arz etse bile genel olarak da ele alabilirsiniz. Birincisi toprak, ikincisi tohum, bir üçüncüsü de ne? O toprağı, o tohumu ıslah için gerekli olan, bunlara temin edecek olan bahçıvan. Toprak. Arapçada üh anne kelimesinin toprak manasına geldiği de…
Evlilikte önemli olan üç husus vardır. Bunu siz genelleştirebilirsiniz. Ne kadar hususiyet arz etse bile genel olarak da ele alabilirsiniz. Birincisi toprak, ikincisi tohum, bir üçüncüsü de ne? O toprağı, o tohumu ıslah için gerekli olan, bunlara temin edecek olan bahçıvan. Toprak. Arapçada üh anne kelimesinin toprak manasına geldiği de ifade edilir. Toprak önemli. Toprağı güzel olan memleketin meyvesi de güzel olur. Eğer toprağı güzel olmazsa o meyveden bir fayda hasıl olmaz, toprak önemli. Genelleştirebilirsiniz dememiz şu, bir kere toprağımız iman olacak. Nedir iman? İman Cebrail Aleyhisselam'ın efendimiz Aleyhisselam'a getirmiş olduğu esaslara nasıl inanmanızı emretmişse o şekilde inanmaya iman derler. Burada bir incelik var. Dikkat ederseniz iman nasıl inanmamızı emretmişse, Allah'ın resulü bizim nasıl inanmamızı emretmişse o şekilde inanmaktır.
Inanmaktır da onun doğrultusunda ve arzu isteğinde olacak. O zaman tohum nedir? Tohum ibadetler nedir? Taatlerdir. Ve bunun tohum tabii ki toprağa atıldığı zaman, dönlenecek ve yukarıya bir filiz olarak sürüp gelişecek. Gelişen bu fidanın bir de meyvesi olacak. O nedir? O meyvene güzel ahlaktır. Bunu biz İbrahim suresinde görürüz. Essaydım. Sakınlardır. Allah'ımız öyle güzel bir misal veriyor ki kelime-i tayyibe ile. O nedir? La ilahe illallah muhammedur resulullahdır. Ondan sonra müfessirini uzan, öyle bir elaldaki ayeti celileyi anlatmakla bitiremezsiniz. Mesela onlardan seçebildiğimiz ibadet ve taatle nedir ibadet ve taat? İbadet ve taat aynen bir fidandır. Burada ayet-i celilede hurma misal olarak veriliyor. Hurmanın misal olarak verilmesi hurma ağacı, öyle az bir rüzgar nanelerle devrilecek bir şekilde bir ağaç değil. O sağlamdır, kökü güçlü ve bu güverten kolay kolay yıkılmaz.
Bir de her zaman ürün verip bundan dolayı harika vermeyeceği hurmayla misal veriyor. Kelime-i Tevhid, temel bu. Fidan nedir? İbadet ve taatin de bir meyvesinin olması gerekir. Çünkü ibadetlere baktığımız zaman, mesela bir cihat taati. Biz cihat taatinin farziyetine iman ediyoruz. Cihad hakkında ayet-i celine gökyüzü geçkindir. Şimdi burada burada bu ayeti celine'yi ele almamız cihadın bütün türlerini içerisine alır da bunun için. Mesela ilim yolunda gayret gösterdiğimiz zaman Cenabı Hak bize ilmin yollarını açar. Nasıl bir yollarını açar? İlmi'l yakin, aynel yakin, hakkal yakin yollara açın. Nedir? Eymel yakin biz okuyoruz işte. Ama aynel yakin asıl o okuduğumuz, öğrendiğimiz ilimlerin esrarına vakıf olmaktır. Sonra hakkal yakin nedir? Bizzat görmektir, vasıl olmak ve erişmektir.
Siz Neml suresine baktığınız zaman, orada Süleyman Aleyhisselam diyor ki işte Hüdhüd nerededir kaybolmuş, gözler görülmüyor. Eğer onu yakalarsam onu keseceğim diyor. Hüdhüd de diyor ki ya Süleyman beni boğazama, ben sana dinle vereyim yatığim. Yatığim bir haberle geldim. Sebe ülkesinde bir kraliçe var. Bu alev ve neşe yıldızı takıyor bunlar. Onların haberlerini getirdi. Bakın burada diyor ki ben bizzat gözümle gördüm. Bu nedir? Aynel yakindir, Hakkel yakindir. İşte İmam-ı Azam rahmetullah Ali Hazretlerinin ilmin o kadar esrarı var ki, şartları vardır ki biz o şartların altında eziliyoruz diyor İmam-ı Azam rahmetullah Hazretleri. İlmin artık sırlarına gelişmiştir. Mesela buyuruyor ki, mai müstamer diyoruz, kullanılan suyun üzerimize sıçramasıdır cahil değildir. Neden söylüyor bunu bizzat görüyorum?
Evlilikte Başarı ve Mutluluk Sırları ne anlatıyor?
Evlilikte Başarı ve Mutluluk Sırları kaydında Evlilikte önemli olan üç husus vardır. Bunu siz genelleştirebilirsiniz. Ne kadar hususiyet arz etse bile genel olarak da ele alabilirsiniz. Birincisi toprak, ikincisi tohum, bir üçüncüsü de ne? O toprağı, o tohumu ıslah için gerekli olan, bunlara temin edecek olan bahçıvan. Toprak. Arapçada üh anne kelimesinin toprak manasına geldiği de…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Çünkü Aleyhisselatu Vesselam efendimiz abdest alınırken eğer duaları da yapılacak olursa, duaları da yapılacak olursa abdestin duaları, o zaman o ağza ile yapmış olduğumuz küçük günahlar bağışlanıyor. Baktığımız zaman elimizin, hadisi şerifine sakıla Vesselam, elimizi yıkadığımızda elimizle yapmış olduğumuz küçük günahlar, yüzümüzü yıkadığımızda, gözümüzle, yüzümüzle, kulağımızla, mesh ettiğimizde günahlar dökülüyor. Başımızı mesh ettiğimizde bütün düşüncelerimizle duygularımız bunlar dökülüyor. Bunları bizzat görülmesinden dolayı bir yılan, bir akrep, bir çamur şeklinde onun döküldüğünü gördüğü için mai İslam'a kullanılan suyun üzerimize sıçramaması gerektiğini ifade ediyorum. Her hususta bu. Genelleme dediğim bunu siz sadece ilim olarak değil, mesela ilk cihat taatinde cihat taatinde temel imandır. Temel tevhidtir. Ama bu tevhidin de ilmel yakini, aynel yakini, hakka yakini var.
Hakk'a yakini nedir? Biz okuyoruz her zaman la ilahe illallah Muhammedur resulullah diyoruz. Zeyd bin Harise radıyallahu anh İmam-ı Kerim buyuruyor, sıhhatinin alameti nedir? Ben cennetleri açıktan görüyorum. Cehennemde ateş ehlinin bavulum çağırdığını, feryat ettiğini görüyorum. Dikkat ederseniz Ehlullah'ın yüzü pek gülmez. Sadece bir tebessümle geçer ve gider. Neden? Hüzün tasavvufta çok önemli bir terimdir. Mesela Şema ilmini okuduğunuz zaman bir hüzün halinde idi diye geçer ve diğer emsalin veya o cihette olan mübarek insanlarda bir hüzün vardır. Bu hüzün ahiret derdidir. Hazreti Osman radiyallahu anh efendimiz dünya endişesi gönülde bir karanlıktır. Ahiret endişesi ise ahiret hüznü ise kalbe bir nurdur. Bu hüzün bunda kolay kolay ile anlatılamaz. İmanın demek ki yakin oluşu, yakın oluşu tereddütsüz bir iman. Buna kalbe iman diyoruz.
Bizim Fatiha'dan üzerine Bakara suresine girerken okuduğumuz ayeti celilede tefekkür edilmedi. Böyle sunumu yapan kardeşimiz çok güzel bir ifadede bulundu. Dedi ki okunan Kuran-ı Azimüşşan'ın manasını bilerek hayata geçirilmesi. Esri billah elif la min dikkat edilirse Cenab-ı Hak İbn-i İsraile başlıyor. Elif lam mim, Allahhur ala mebi muray. Burada elif neyi ifade ediyor? Lam neyi ifade ediyor? Mim neyi ifade ediyor? Hepsi bir kelimedir bunların. Efendimiz aleyhissalatu vesselam her birinde o ecir olduğunu edid, bunda en az on mütehadeti, lamında öyle mim de böyle. Elif lam mim. Mesela okuyoruz ha mim, hayır yerine bürün ham mim diyor. Ha mim bunların ayrı ayrı manası var. Bir gaf dediğimiz zaman Rabbi Zülcelalimizin esma-i ilahiyyesinin isimlerinden olduğu ifade ediyor. Başta bir İsrail ile geliyor. Bu Habibullah ile Cenabı Hak arasında bir şifredir.
Bu şifreyi elde etmedikçe, bu şifreyi elde etmedikçe biz bu ilahi kapıları açıp da esrarer girer miyiz? İmanımız taklit halinde kalır. Kapıyı dahi şimdi şifreli kapılar var. Anahtarlar bütün şifrenin, şu bildiğiniz devinden mesai maddelerden yapılan cisimle yapılan bir madde diniyyun, bir adet değil, kapılar da şifredi. Şimdi biz bu kapıdan diyelim dinimizin kapısından, dinimizi ihsan ölçüsü içerisinde yaşamanın kapısından içeri girebilmek için, bu manzaraya, bu güzelliğe çevrilmek için şifreyi bilmemiz lazım. Bütün Ehlullah'ın yanıp yakıldığı bu, Allah'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da, ey peygamber hanımları siz diğer hanımlar gibi değilsiniz. Ey peygamber hanımlar siz diğer hanımlar gibi değilsiniz. Siz özelliklerini hepsilerde göreceksiniz. Siz kendinizi daha çok koruyacaksınız, daha çok dikkat edeceksiniz.
Hazreti Ömer Radıyallahu Anh efendimizin görüşüne uygun on üç bir rivayette de yirmi üç ayeti celile inmiştir. Bunlardan bir tanesi de annelerimiz hakkında. Annelerimizi rahat Ashab-ı Kiram ile görüşmesine gönlü razı olmuyor. Yüz yüze gelmesine razı olmuyor. Birisi Rabiatü'l Adeviyye, birisi de Hasan-ı Basri de olsa, halvette kaldıkları zaman şeytan kötü düşünceyi zaman şeytan kötü düşünceyi altına getiriyor. Ne olacak benim amcamdır, dayımdır, dayımın oğludur vesairedir. Efendimiz Aleyhisselam böyle bunları tanımadan. Amcam dayım bilmem bana nikah düşecek olursa, Elhamdulillah ben mürüm. Bu ölümdür, daha da bir perdir bu diyor. Siz dikkatli davranmazsanız kim davranır? Bizim üstad-ı adimizin anneleri, anneleri kendisini bağlat meşayinden mübarek bir zat görür. Nebi Ekrem efendimize hizmet ederken sallallahu aleyhi ve sellem der ki Ya Resulallah onun bu hale gelmesinin sebebi ne?
Değil kendisi kadınlığa ait bir eşyayı dahi geleceğin göreceği yere asmamıştır balkonlara böyle asarken, kadınları hayal ediyorum görünmeyecek eşyalarını bir başkasının seyretmesi, derin müseyi giymiş olduğumuz elbiselerin dar olup da, bir başkasının bakmasında dahi kalplerinin değiştiğini, Sivas'tan gelen bazı kardeşler var. Şarkışla da mübarek bir insandı, Bekir efendi diye o Hızır aleyhisselam'la da görüşürdü. Buna bilen gönlü değişen kimseler var diye ifade ediyor. Hatta şu yakaların açılmasında biri. Şimdi şeytan kadınlarda oluyor mu? Kadınlara baktırmak için devamlı teşvik ediyor. Ama tüysüz, böyle bir kalp üzeri dinen kimselerin yanında on sekiz on dokuz tane şeytan bulunuyor. Çünkü ora, öpebilir. Ya dediler ki zaten o da erkek bu da erkektir. Öper, sever, okşer ama harfi bozulacak olursa Allah korusun Cenabı Hak korusun. Ne büyük bir tenlik olur. Biz üst nazarımızda gördük bunu.
Şimdi ibadet ve saatler anlatılırken haramlardan kaçmakta, bir de helalda bile itinalı, helalda de dikkat olma. Ashab-ı Kiram biz harama düşeriz korkusuyla umdukus helali terk ettik. Torunlarını üstadı alimimiz öpüyorlardı. Bir an durdular, sen benim torunum oldun, günah değildin. Yüzünden üfledi, yeni nedir kız kardeşinin çocuklarını bir gün geldiler, elini derhal çekti ancak kolunda. Birincisi demek ki bunu biz umum olarak ele aldığımızda, bütün ibadet ve saatte Onda katiyen bir şüphe yoktur. O şüphenin olmaması nedir? Olmaması o esrara erişmektir. İmanın yakin haline gelme durumudur. Tereddütsüz bir inançdır. Tevhidi okurken, Onlar gaybe iman ederler. Okunan tevhidte bir kardeşimizi hatırlıyorum. Bu kardeşimiz tevhid okurken daha la ilahe illallah derken kendinden geçiyor. Adeta bayılık düşüyor. Zaihimiz demediği halde huzuruna yapıyor ve konuşuyor mu?
Tevhidin artık esrarına iletmiş olur. Sadece dilin tekrarı değil o. Şurada önümüzde sular var. Var. Bakıyoruz bu ayrandır. Bu ayrandır demekle bizim midemize girip biz onu takmış oluyor muyuz? Ancak takmak suretiyle. Diyelim ki Allah'ımız korusun başımız ağrıyor. Biz aspirin grip, aspirin verim dinliyoruz. Aspirin gribin demekti hastalık geçmez. Onu kullanmamız gerekir. Sadece ginede er bittalallah dilin tekrarı değildir. Bunun için imanın tarifinde nedir? İman kalbin marifetidir, kalbin tanımasıdır. O zaman böyle bir cemaate ihsan mektebinin öğrencisi olan kimselere verilecek olan bu. Siz başka kimseler gibi değilsiniz buyruluyor. Siz dikkat edeceksiniz, siz yaşayacaksınız. Siz bunun sadece zahirinde değil, batını ile meşgul olacaksınız.
Mesela burada evlilik anlatılacaksa, İmamı Gazali Rahmetullahi İl Vahiy hazretleri evliliği anlatırken, evliliğin sebeplerinden birini sebeplerinden birini dünya zevkinin geçici olup, ahiret zevkinin ebedi olduğunu bildirmek içindir. Dünya zevkinin geçici ebedi alemdeki zevkin zaten ebedi alem deyince daimi olduğunu ifade etmek içindir. Ama şimdi gözünü şehvet bölerse, ondan başka hiçbir şey görmeyecek olursa tıkanır kalır tabii. O zaman akıl da kısır kalmış olur, fikir de kısır kalmış olur. Duygular, düşünceler, ilimler her şey kısır kalır. Bizim öyle olmalı ki Allah'ımızın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi de rahmeti de her şeyi kuşatmıştır. Efendimiz aleyhissalatu vesselam bir şeyin ziyesini istemişti, o da ilimdir. Ya Rabbi ilmimi artır demiştir. O zaman sonu yok, ibadet ve taat sonu yok, seyri sülukun sonu yok. Bu bakımdan çok dikkatli olacağız.
O zaman önümüzdeki bizim işler çok. İşi yoğun olan bir kimseyi siz caddede tutsanız deseniz ki yahu askerliği beraber yapmış, askerlik hatırandan biraz anlarsın. Benim müşterilerim bilmem filan. Tam işin haynalığı zaman, benim hiçbir vaktim olamaz, aynı başka bir zaman, boş baktığın zamandı. Mümin içinde boşluk yok. Boşalttığı zaman tekrar yorulmuyor buyuruyor ve sonra onlar bu eşlerden ve boş sözlerden uzaktırlar buyuruyor. Bir kere onu tamamen gönlümüze yerleştireceğiz. Dahil olduğumuz yol bizde bunu gerçekleştirecek. Yoksa biz geliştirsem yaparız, namazımızı kılar mı değil. Biz şimdi meyveyi toplayacağız. Temel imandır, tevhidtir, ibadetle taat nedir? Onun meyvesidir. Meyvenin de fidandın, fidanın da meyvesini bulması gerekir. Gaye bu. İşte bir yerde diyor bir hırsızlık şebekesi, haydi arkadaşım gel seninle beraber bu fiili işleyecek ve diyor namazımı kılayım, hemen aranızda katılın.
Hem namazı kılacak hem de hırsızı yapın. Büyük günahlardan işte bu değilmiş. İş nedir? İşi söylemek istiyorum ashable. Onlar her zaman ürün tohumlarla bitmez, her zaman meyve verilir. Dört mevsim meyve verilir. Bazen dutlarda görürsünüz, yedi birer tutlar var. Şükürlerde çiçeklerde bile. Yedi beden hürler var. Hiç kışı mevsimi olur, tabii bölgelere göre değişir. Yine devamlı tazelenir tomurcuk halinde gelişir, büyür. Ondan sonra o dökülür, tekrar tomurcuklar başka dallarında vesaire meydana gelir. Müminler öyle dahil. Şimdi cihat taali dediğimiz zaman biz cihat taali'nin arziyetine iyetine iman ediyoruz. Sonra bu cihadı bizzat yapıyoruz. Ve yaptığımızda bizde gerçekleştirecek olan nedir gerçekleştirecek? Cihadın bizde gerçekleştireceği öyle meyveler var bir hale gelmiş. İbadette, taate, riyadan, kibirden, özüpte, benlikten hep kurtulmuş.
Hayatını olduğu gibi Mevla'nın emirlerine mamülik eden ne için yaratılmışsa onu bu bir zevkdir. Zevvi anlatamazsınız siz. Meyveyi nasıl toplayacağız? Mimmeyi toplayabilmek için biz namaz kılacağız. Namaz kıldığımızda bunun meyvesi nedir? Haşyet, Oruç tutacağız takvadır. Zekat vereceği cömertliktir. Daha kelime-i tevhid okuyacağız. Bunun şuhud halinde olması hayatımızın bütün safhalarında tevhid düşüncesine uygun bir şekilde işlerimiz yapmaktır. Yoksa Allah korusun müşriklerin şirke düşmesinin sebebi Cenabı Hakk'ı sadece faik olarak görüp işlerine karıştırmamalarındandı. Mesela bir düğün yapıyoruz, tebrik ediyoruz kardeşlerimizi. Bir düğününde dahi yaptığı nedir? Tevhid etti. Nasıl tevni? Şavgası yok, isyanı yok, içkisi yok vesaire. Kadın bir tek birbirine karışması yok.
İşlet burada bile tevhid, cenahemizde tevhid, düğünümüzde tevhid, ferahımızda hüznümüzde, her şeyimizde tevhid, çocuklarımızı yetiştirmemizde tevhid. Nedir o tevhid çocuklarımızın yetiştirilmesinde? Kuran kırar, ehli bey zevcisi, Resulullah'ın muhabbeti. Sevcemizi sevmemeside de tevhid vardır. Asıl mevzuyu oraya getirmeye çalışıyordur. Yemekliği mühim olan topraktır. Toprak, anne toprak manasında gelince bu toprağı okuduğum ayeti celîle I ve bededu tayyibu yatı cünnebul biiznni ayeti celîle ile ibadet görülür, tohum da önemli. Tohumlu Cenabı Hak Bakara suresinde, Bakara suresinde zengin, müşrikler bir kadındansa bir Müslüman cariye ile evlenmek daha hayırlıdır diye buyuruluyor. Demek ki küfür, İslam'da bir denklik vardır. Küfür çok mühim, çok önemli. Bunu harikımız bize Kuran-ı Azimüşşan'da bildiriyor. Temiz olanlar temiz olanlar için, kirli olanlar kirli olanlar için.
Yalnız bunları düşünürken her yine yapacağımız üç esasa dikkat edeceğiz. Eymer yapayım, aynel yapayım, hakkel yapayım. Delik duruyoruz, bunu nasıl elde edeceğiz? Biri sohbete elde edeceğiz. İki rabıta elde edeceğiz. Üç sihir ile indireceğiz, üç murakabe ve müşahede ile indireceğiz. Sadece bir bölümü bu işi elde etmenin yolları bul. O zaman bir fidan dendiği zaman o fidanda da Ali İman suresinde Meryem validemizin gözetiminde bulunan Zekeriya Aleyhisselam'a haber veriyor. Bizim artık gözetimimiz Allah'ımızın emrine uygun bir şekilde yaşamayı tercihle basit. Kuran Azimüşşan'dır. Efendimizin hayatımızın her alanına itham eden milyonun üzerindeki hadis-i Muhammediyyesidir ulema-i kiramımızın sözleridir. Konu düğün olunca bir kere en çok duyulan sıkıntılardan birisi, aile içi iletişim.
İslam alimlerinin bunu ifade ederken güzel huylu olmalı, erkek ve kadın güzel huylu olmalı, bir erkek hanımına şefkat ve muhabbetle davranmalı, hep ona ev içinde daima yüzünün tebessümü, yumuşak ve nazik davranmalıdır. Kadın nazik yaratıldığı için Adem aleyhisselamın kaburga kemiğinden aleyhissalatu vesselam vermiş illa benim dediğimin dışına çıkamazsın deyip de sertlik gösterecek unutan kılarsınız. Bunu bile ifade ederken çok tatlı bir şehirde ifade edin. Hadının bu zafiyetinden dolayı ona yumuşak davranmak mutlaka yola gelmesine sebep olun. Yani biz kusuru devamlı onlara buluyoruz da kendimize hiç vurmuyoruz. Hiç bizde bir şey yok. Hep kusurlu o kadim razı. Asıl suçlu biziz. Çünkü Bakın bu ayetlerin devamında göreceksiniz. Vurup yere yatırmak değil. Çok duyduğumuz neler var? Kadın artık psikolojisi tamamen bozulmuş, ruhen iflas etmiş.
Artık diyor ben ne yapacağım ne yapacağım bilmiyorum diyor. Geri şu güzel yaşıyorum, çünkü ben otuz sene dayak yerim diyor. Bu, benim diyor. Artık iradem diye bir şey yok, iradesini kaybetmiş. Bu yanlış tavırlardan dolayı. Yani hiç düşünmüyoruz ki bizim görevimiz nedir, vazifemiz nedir? Sami Ramazanoğlu Hadisallahu Sırrı Hazretlerinin, sevdiği muhteremesiyle bir görüşmesini anlatıyorlar. Etrafında bulunanlardan işte çokça geliyorlar. Efendim bir türlü evladınız geçinmiyor, çok sıkıntıdayız. Sıbıt buyuruyorlar, iyi olur inşallah, iyi olur inşallah. Bir gün zirve muhteremeleri ile Rabia annemizle görüşmesine şahit olanlardan birisi şöyledir, biz diyor böyle bir nezaket görünmedik. Buyuruyor ki Rabia, senin İslam tesettürüne rivayetinden dolayı örtünmene dikkat etmek, etmenden dolayı bize Efendi Hazretleri diyorlar.
O da diyor ki efendim sizin kutbiyetinizden kutbu ağızdan oluşunuzdan kutbuvattadır. Oluşunuzdan dolayı bize de valide sultan diyorum der. İnsane. Zaten nazik yaratmış. Ama erkek erkek de olacak. Bu ayette de o nibali. Erkek erkek olacak, kadın da kadın olacak. Erkeğin erkek olması Esselamü erruce'u kavvamu nalen misal. Devamında ayet-i celîlenin buraya gelmeden önce, öyle konuşmamak aylarca değil, yillarca değil. Yillarca zevcesiyle konuşmayanlar var, yillarca. Bir gün, bir günü geçemezsiniz. Sonra aynı yataktasın, sırt dönebilirsin, yatağını da ayıramazsın. Aynı yataktasın, sırt dönebilirsin. Daha sonra yatağa ahirettir. İnerek bilecek olursa çok nezaketle. O kısmını da ifadede zorlanıyorum. Çünkü ayeti celilenin Türkiye'ye çevrilmesinde yerine göre karşılığını bulamıyor. Uğracırsınız, okşar gibi, tozunu silkeler, affurun bir hayvanı döver etmesine deyin. Bu cehaletin en eşhedidir.
Eşek zaten en en eşelidir. Eşek zaten en cahil demektir. Bu dehşet bir harekettir. Bir rahatsızlığında dört tane doktor çağırıyor ve o şikayet edenler de var hanımından evinden. Diyorlar ki efendimiz bize haliyle ders veriyor. Hiç galip bizim yok, titriyor der bize. Bir gün elliyoruz, yok bir tatlı dil yok. Eve giderken Yahudi Besmele ile çünkü bizi takip eden her zaman bir şifam var. Eğer Yahudi Besmele çekilecek olursa gidemiyor, yemek de yiyemiyor. Eğer ortak olmasının, o çocukla ortak olmasının sebebi çocuk zalim oluyor. Hiç acıma diye bir duygu yok. İşte babam şöyle oldu desen bile acımıyor, hiç acımıyor. O diyor gittiği zaman servete onar arıyorum, oltuğa ben otururum diyor. O, aha bu. Zahir. Çünkü Yahudi besmele yok, o da besmele değil de Yahudi çekilir. Kadınla hekim bir araya gelmesinde. Sonra hayal-ı rusu kalmaz. Halkan annesine babasına su istemeye başladı.
Hani bir su verin, baba bir su verin, baba şunu şöyle yap, Nefise mahz, bilmem filan bunun itibariyle vakitlere bakın. Önce selam vermedi, inceleye vermeyip. Hatırını sormalı, hem nasılsın diyerek neşesiz ve üzüntülü görürse onu eğer teselli eylemeye söyleyen güzel şeyler anlatır. Zaten gerçek lekesine giysin veya girmesin nikahlı olmak şartıyla annesinin babasının ve kardeşlerinin durumlarını anlatır onu. İşte babamın huyu şudur, annemin özellikleri şudur, hain valide ve gelin durumunu biliyorsunuz. Bu ta gösterilere nelere sebep olan neler anlatılır, neleri vaadidir. En çok geçimsizliği burada gösterilir. Gelen ile kayın valide arasında geçinmesi mümkün değil. Zaten her şey ayrılıyor. Hüd evine bir yedi gün baskıdır. Evin ayarlanmıştır, her şey tespit edilmiştir, birbirini görmeyecek, yeter de onun yüzünü görmesin. Halbuki dört aanın hakkı birdir. Güzel güzel onlardan atlatır.
Bir olduğunda ona İslam'ı tehlikenin bir kimse diyor ki bak eve vardığında, babanın elbisesini tutacaksın. Annen artık durumu nasılsak bir neskafemi yaparsın, bir bulunacaksın. Kız çocuğu bu tavsiyelere uyduğunda anne ve baba konuşmaya başlıyorlar. Nedir bundaki bu güzellik? Öğreniyor belki İslam. Hatırını sormalı, onu çok sevdiğini bildirmeli kendine, iştirak etmeli sevincine ve derdine. Ağır ve zor işleri mesela çarşı pazar işlerini hanıma yaptırmamalı zinha. Zaten maaşı teslim ediyor. Maaş aldığı maaşı bulduğu gibi. Ah hanım sen ne yaparsın böyle dememe. Yani esir durumunda. Halbuki burada biz ayet-i celleyi okuduk baş kısmına geçmez bitmez. Kadınlar üzerine zuhur, hain, onu her zaman ezecek, akrabasının yanında ezecek, arkadaşlarının yanında ezecek bu tabiat en çok geçimsizliğe sebep olan tavırlardan biri bu. Onu kesecek.
Böyle olduğuna bakma siz gelince böyle daha acayip bilmem filan yemek veriyorlar, bana biz koklatmayın, bilmem kadar. Hep ve birinciliği olmuyor. O hareketin bize yapıldığını düşünerek özel tavırlar sergilemez. Halvamın alemimizi anlatırken onları İslam edebi ile edeplendirmek, onun ilmihal bilgilerini bunları vermekte bunu başla yapacaksınız. Simli devamlı alttan alalala alalala ondan sonra aşırı bir şekilde bir tekliğiyle göstermeyerek bir kadınımsı hallere girildikçe ondan sonra yapılması zordur, yapamazsınız. Hep ödüller içerisinde olacak bu kolaylık göstermeli onu ev işlerinde. Ne kadar güzel bizim büyüklerimiz söylüyor, eğer bir kadın kocasına esmer edecek olursa Fatımaüz Zehra Radıyallahu Anonyani'mizle eş yoldaş cennette beraber mutfakta iş yerini yapacak olursa iyi olur. Ali Efendimiz de radiyallahu anh komşu olacağını haber verirler.
Ne kadar güzel bizim örfümüz adetimiz, Yani bir yemek yaparken diyelim ki bir kalpten yağ alıyoruz. Alırken benim elim değil Fatıma annemizin evidir diye alınmıştır. Yemeği yaparken dahi benim elimdeyim Fatımaetüz Zehra radiyallahu anha, annemizin ilidir diye karıştırıyor. Defbal olur mu himmet? En çok sıkıntılardan birisi de budur. Sıkıntı yok. Yardım etmeli çocuk terbiyesinde de. Bize rüscazımız anlatırdı elim yorulurdu anneniz, daha da sıkıntıya girmesin, uykusuz kalmasın diye çocukları bu zaman beşikler. Beşikle ben sallardım diye bir zafer vermedi. Hatta çocuklarını kucağına alır, bunu pek hoş görmezler mahallede. Tabii ki ilk durum da malum. İşte hacı baba herhalde çok seviyorsun çocukları, evet çok seviyorum. Yani ayıp görünüyor, çocuğumu sevmesi bile. Tabii bunu anne ve babanın yanında da yapılmaz, yeter misin?
Yemede giyinmede imkanı varsa şayet iyisini almaya saygı gayret göstermek. Zaten hibe hapsolmuş. Nasrettin hocamıza demişler ki bunu deyince hapsolmuş anlıyorum, ki. Hoca hanım senin hanım çok geziyor, eğer çok geçse bir de bizim kapıyı çalardı. Meğer eve hiç girmeye çalışıyor. Yemen'e de giyinmeden imkanı varsa şayet denizcinin onu hiçbir surette asla dövmemelidir. Dövmek değil sert bile hiç söylememendir. Şunu bir dinleyelim bir aile şunu dinle dedim, şunu dinle bak. Bak sert muameleden belli. Çünkü içtiğin suda sert, hamlığın hava da sert. Bu senin tabiatına içtiğin. Bak siz Medine-i Münevvere'de şoförla hiç görmediniz mi? Öfkelendikleri zaman la ilahe illallah Muhammedur resulullah diyor öfkelenirse. Soğuk olan ülkelerde hemen bir çağ çıkarıyor. Canın sıkıldı mı o çağ çıkarıyor. Bu hepsinde olmazdı bir misal olarak. İngiliz dur bir insanın tabiatında diyor.
Şimdi sert bile söylememeli, yine yillarca konuşmayı dinle. Bak bu zamana kadar sert konuşun. Hemen geldi ürün verdim elhamdülillah. Bak nimet şükredildikçe artar, Sevginin artırıldıkça artır. İyiliğin karşılığında iyiliktir buyuruyor Cenabı Hak. Ayatı idareyi şerhi şerife uygun bir şekilde ele almak suretiyle genizin son damlalarına kadar mana verseniz bilmez. Siz iyilik göstereceksiniz ki ondan iyilik bekleyebilesiniz. Resulullah buyurdu, sen hanımını dövse bizzat, bilsin ki davacısı mahşerle benim bizzat. Onun huysuzluğuna sabırlı olmalı, çok aileler bozulmuştur. Hanım tahammül edemiyor mu artık diyor. Yok. İnanın bir kadın ben diyor dövülmeye alıştım. Dövülmezsem diyor, mutlak hocamı kızdırıyorum. Çünkü diyor sırtım benim alışmış, böyle ayrışıyor sırtım. Çünkü çok hüngür diyor. Artık alışmış.
Bazen diyor kocamı dinle, hacimi dinle, üstazenımı dinle, neyi dinlerse Kuran okur, bir mülayim hali o hali olur. Çok mülayimga. Alıştığı için sırtım diyor hususi kızdırırım. Kızlıyorum sırtıma birkaç tane vursun diyor. Bu. Şimdi düğün neşesi içerisinde bunu vermek lazım. Böyle konuşmak lazım. Bir günden daha fazla dargın durmamalıdır. Ahlakında huyunda değişiklik görünce kabahati kendinde aramalı ilk önce. Şimdi kadının soğumaması için sekiz yol var. Hemen kısa kesmem lazım. Görünce kabahati kendinde aramalı önce, görmezlikten gelmeli bazı unsurlarını, yani bazen gözüküyor, kulaha sahip olacak. Peki ne dedim bu mana şuna doğuyor, bundan şu çıkar bilmezler yok. Hani bazıları öyle değil, hassafiye gösteriyor ki. Onun yürüyüşünden bile davranışından beni de. Yahu bir kere çocuğun sıkıntısı var. Eğer hain vadesi bilmem filan varsa kardeşleri vesaire, bunun da bir sıkıntısı var.
Evin ihtiyaçlarının da bir sıkıntısı var. Şimdi bunun arasında her zaman aynı hal içerisinde bulması da mümkün değildir. Bir sözü söyledim, bunu bana söyledin, bunu benim akrabamla söyledin, şuna buna imemelik gözü kör, kulağı sağır olmak, geçineceklerim demez. Gizlemeli herkesten ayıp ve sırlarını onun yanındayken ve yanında olmadı. Hayır dua etmendir, bedduadan kaçınmalıdır. Gece ve gündüz beyi için çalışıyor çünkü, vefalı hayat arkadaştır. Hakiki surette kırmamaya, incitmemeye çalışır. Naziktir, Naziktir lakin aslan kesilir evinde bazı intekler vardır ki, naziktir ona buna. Fakat dışarıda çok yani mert gibi bir adam diyor, içeri girdiği zaman Allah korusun o başka haller içerisinde bulunuyor. Hanımına önemsiz bir şeyleri bahane yiyerek incitip hanımına hakaretler yağdırmamaktır. Mümini incitmek ayrıyeten veban gerektirir.
İmandan sonra işte en temel ibaret bir müminin kalbini sevindirmektir şüphesiz. Yine bilmez ki hanım esir değildir. Rabbim bir emaneti, bir cennet nimetidir. Bu yüzden hanımını üzmemeli bir erkektir, bu cennet nimeti hakikati. Yalnız burada ele alınırken Ahkar suresinde kıymetli bir hocamız bunu da ifade etti. Başta diyor meyve geçiyor. Onun için yemekten önce meyve. Ondan sonra diyor, ondan sonra mil yemek, daha sonra da zaten zevcesi onun kendinden bir parçadır. Efendimiz öyle bir değer vermiş ki kadına, Sairullahu Teala aleyhi ve selleme, Hazına olan saygıda sevgide efendimiz bir devrin yapmıştır, Sairullahu Aleyhisselam. Siz bu feminist bilmem ne bunlara bakmayın Efendimize bakın Sayılu Teala aleyh. Şimdi apaçık görüyoruz. Hanımını döverek öldürenleri görüyoruz. Ne acayip bir ayet. Bunun sebebini söyledik başta toprak, tohum ve bu tohumun en güzel bir şekilde yetiştirilmesi.
Hep sebebi bu. En yaşa diye bir kimse var, bu develerin süratle yürümesi için bazı şiirler söylüyor. Efendimiz buyuruyor ki kristalden incinmesin. Çünkü o şiirler söylerken devem bazen hareketini hızlandırıyor. Bununla kadınlar incinmesin ki. Dedikodudur. Hanımınızı soğutan sebeplerden birisi dedikodudur. Paraya olan düşkünlüktür. Aşırı kıskançlıktır. Çok büyük bir gezegen. Pencereden dışarı patlatmaz. Çok bozulan aileler var bunun. Tabii ki dikkatli gelir ama böyle evinden çıktığı zaman ben şüpheleniyorum, acaba başka kimse evlenmesin. Çok kendine güvensizlik, sürekli eleştiren, hiçbir şeyi beğenmeyen kadınlar ve erkekleri canından bildirir. Eğer kadın hiçbir şeyi beğenmiyorsa erkekleri canlanır. Kendine bir güvensizlik bazı kadınlar yanlarında dişleri olmadan hiçbir şey yapamazsa. Hayatı paylaşmada kendilerine düşen ürelleri yapmada dahil kendilerine güvenleri yoktur.
Sürekli dişlerine bağımlıdır da. Kendi karakterlerini ortaya koyamayan bu kadınlar işleri üzerinde büyük bir yük gibidir. Dedikodu yiyecekler sürekli başkaları hakkında konuşan kadınlardan hiç hoşlanmazlardı. Hiçbir erkek hayatınızdaki ilk tercihinizin maddi şeyler olmasını istemez. Hiçbir erkek hayatınızdaki ilk tercihinizin maddi şeyler olmasını şöyle olacak, mutfak takımı şöyle olacak, çok öyle mutfaklarını bilmem falan hazır kurulmuş her şeyi üzerine intizam içerisinde yeniden söktürenler var, değiştirenler var. Hani hayret edersiniz, havasını penceresini değiştirenler var. Beğenmiyorum diyorum habiyeyi. O zaman efendimizin esasına dikkat edeceğiz Allah'ın nimetine şükretmekten bu çok uygun bir yoldur. Her şeyde olduğu gibi kıskançlığın da aşırı olması erkeği evden soğutan bir durumdur. Allah'ın insana bahşettiği, her duygu yerinde ve kararında, yaşandığında beslerdir.
Mesela yemeğe tuzu atmasanız içiniz almaz. Çok tuzalıdırsa da aynen öyledir. Demek ölçüler içerisinde olacak. Romantik atmosfer oluşturan çocuklar olmadan baş başa kalma yollarını arar. Kronik sızlanmalar, sürekli bir derdinden bahseden kadınlar karşılarındaki erkeği yorar ve sıkar. Alışmış bir de hastalık hastalığı var. Hiç hastane değil ama sabaha kadar uyuyamadım. Yalan mı? Hiç başımdan aforiyi geçmiyor, dizlerini tutmuyor, hiçbir şey yok, alışmış. Onu demeye alışmayı devamlı tekrar eder. Yine de tabi bakılacak da ciddiyetini bilmemiz lazım. Saçmalama, kuaförünün ne dediğinde, arkadaşının ne yediğinde, gereksiz konulardan sürekli olarak bahsetmek gereği çok sıkan bir durumdur. Unutmayın, erkekler ve kadınlar farklı yaratılıştadır. Gerçekler bu tip ayrıntılara önem vermezler. Bekletmek bilinen en yaygın kadın hastalıklarından biri de bekletmektir.
Bu hareket erkeklerin en geride tiplerin sırasında en üstlerdedir. Bitmez. Bu konular bitmez. Çünkü bir ara fark etmiştim. Altı yüz konu başlığı altında bu ifade ediliyor. Fatıma Ebu Zehra annemiz cennetteki komşusunu isteyince bir kadın gösterilir. Hayat etmemiz gerekir. O kadının birçok hususiyetleri var. Onlardan birisi de kocasını bekledi.