Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
perdesi, O’nun vahdâniyyet ve ferdâniyyetinden yâni zuhûrunun mükemmelliğinden başka bir şey değildir. Evet, mâalesef bizlerde olan göz, Hakk’ın zuhûrunun mükemmelliğini gösteren güneş gibi bir mahlûku bile görmekten âcizdir. Buna binâen Cenâb-ı Hakk’ın ferdâniyyet ve vahdâniyyetini gören ve mâsivânın gerçek bir var lık olmadığını bilen basiret erbâbının ve vuslat makamına yükselmişlerin “ene’l-hak”37 ve “sübhânî mâ azame şanı’39 gibi sözleri söylemesi câiz görül müştür. 37 Hallâc-ı Mansûr’a (ö. 309/922) âit “Ben Hakk’ım” anlamına ge len söz. Kendisinin tevhîd ve fenâ görüşünü yansıtan bu sözü dolayısıyla Hallaç îdâm edilmiştir. Muhâlifleri, onun bu sözü nün hulûl ve ittihâdı çağrıştırdığını yâni onun tanrılık iddiâsında bulunduğunu söylemişlerdir. Ancak sûfîler Hallâc’ın bu şathiyyesini daha çok “Ben Hak’tanım” ya da “Ben bir gerçeğim (hak), bâtıl değilim” şeklinde yorumlamışlardır. Ayrıca kimi sûfîlere göre bu sözü Hallâc, Hak’tan hikâye yo luyla söylemiş; bu yüzden Tâhâ sûresinde geçen (20/12) “innenî enellah” (Hiç şüphesiz ben Allah’ım) âyetini kırâat eden kimsenin durumu ile Hallâc’ın durumunu eşdeğer görmüşlerdir. Süleyman Uludağ, “Hallâc-ı Mansûr”, DİA, XV, s. 377-381. 38 Bâyezîd-i Bistâmî’ye (ö. 234/848) âit “Teşbih ederim kendimi şânım ne yücedir!” anlamına gelen söz. Bir mecliste Bâyezîd’in bu sözünü işiten mürîdleri kendisine “Siz, şöyle şöyle söyledi niz” demişler. Buna cevâben Bâyezîd şöyle demiş: “Bir daha benden bu sözü işitirseniz beni öldürün.” Sonraları yine aynı hâl bir kez daha kendisinde meydâna gelince mürîdleri onu öl dürmek için ellerinde bıçaklarla ona saldırmaya çalışmışlar, ancak evin tamâmını onunla dolu görmüşler. Öldürmeye muktedir olamamışlar. Daha sonra bu olay kendisine nakledi- 51

