Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
• 78« c4ûuıet£Q/oica£ı^iut',&(iAİûM Dünyaya Bakış Nebi (s.a.v), Selmân-ı Fârisî ile Ebu'd-Derdâ arasın da kardeşlik tesis buyurmuştu. Selmân (r.a), Ebu'd-Der- da (r.a)'yı ziyarete geldiğinde onu eski elbiseler içinde gördü. Anası: "Kardeşin bizi de, dünyayı da terk etti. Gündüz oruç, gece mukim." dedi. Ebu'd-Derdâ, karde şi Selmân'ı öptü, kucakladı, yemekler ikram etti ama kendisi oruçluyum diye yemedi. Gece, yatırdı kardeşi Selmân'ı ama kendisi uyumadı. Selmân (r.a) engel oldu ise de tekrar taate koyuldu. Yine Selmân (r.a) mâni ol du. Gecenin âhir vakti olunca ikisi de kalkıp ibadet etti ler. Namazı müteakip Selmân (r.a), kardeşi Ebu'd-Der- dâ'ya: "Kardeşim! Üzerinde'Rabbinin, kendinin ve aile nin hakkı vardır. Meşrû olarak ye, iç, oruç tut, namaz kıl, uyu, hayat yoldaşınla seviş." dedi. Ebu'd-Derdâ bu hadiseyi Nebi (s.a.v)'ye anlatınca Rasûlullah (s.a.v): "Selmân doğru hareket etmiştir." bu yurdular. Kur'an-ı Kerim'de âcile9 ve ûlâ10 olarak tammlanan dünya hayatı, ahirette ebedî saadeti elde etmemiz için kullanılacak olursa mezmum değildir. Hadis-i Şerifle rinde Efendimiz (s.a.v) şöyle buyururlar: "Sizin en ha yırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için de dünyasım terk etmeyen ve insanların sırtına yük olmayandır." (Deylemi, Enes (r.a)'den rivayet etmiştir.) Muhyiddin-i Arâbî (k.s), dünyayı, İlahî güzelliği yansıtan bir ayine olarak tanımlar. Peygamberimiz (s.a.v): "Muhakkak Cenâb-ı Hakk, dünyayı ahiret niyetine göre verir." bu yurmuştur. "Rabbinin makammdan (insanların hesap vermek üzere oldukları yerden) korkan kimseye iki cennet vardır." ayet-i kerimesinde zikrolunan iki cen netten birisi, cenneti acile olan (bu dünyadır). Cennet-i âcile, tabirini (İleride salih kullara bahşolunacak olan

