Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
I s L Â M I fi ŞARTLAR I nasip oldu. Uzun bir vakitten sonra onu görüyordum. Âşığa, baktığı dağ ve taş mâşuku göründüğü gibi, bize bu zat da Sa mi Ramazanoğlu Efendimiz'i hatırlattı. Üstadımız Hacı Haşan Efendi (k.s.), Medine'de 20 gün kadar hanelerinde kal mışlardı. Her sabah sohbetlerinde, cemaati hüngür hüngür ağlatıyor, âşıklar, sadıklar, gönlü yanık dervişler, mü'minler kendinden geçiyordu. Bir ara rahatsızlıklarında Dr. Ali Ke mal Belviranlı: "Efendim, bir ay istirahat buyursanız." deyin ce Üstadımızın: "Doktor bey, istirahat et, konuşma demek, bana öl demektir. Biz kardeşlerimize konuştukça sıhhat bulu yoruz." dediklerini Ali Ulvi Bey bize anlattı. Tahir Hocamız da, gözlerinden akan yaşlarla duraklaya duraklaya: "Âh, Haşan Efendi kardeşimin tabutuna konan tozları, gözlerime sürme çeksem." derken kadim dostluğun en güzel örneklerinden birini bize gösteriyordu. Sohbetleri anında Mühyiddin-i Ârâbi (ks.)'ye, büyüklerin, ariflerin sıfa tı sorulduğunda cevaben, "Kemâle ermek." buyurur. Efen dim daha nelerdir dediklerinde, "Kemâlini gizlemektir." der ler. Üstadımızın âşıklarından H. Ahmet Atasayar'ı da hayatta iken ziyaret etmek isterdik ama ne var ki onu binlerce ashâb- ı güzînin yattığı ezvâc-ı tahiratın, ehl-i beytin, nice Rasûlullah (s.a.v.) âşıklarının bulunduğu cennet-ül bâkide fatihalarla ya- dettik. Melekler vasıtasıyla dört tarafından tutulup gül desteleri gibi cennete serpilecek olan goncalardan Muhammedi meş rep bir zat-ı âli daha vardı ziyaret edilecek olan. Yıllar önce si, "Eyüp sırtlarmdan size bir kabir alalım." denildiğinde, "Herkesin arzusu verilseydi bizim gönlümüz Cennetü'l-Bâ- kiyi isterdi." diyen, son yolculuğunda kendisine, ruhu ulvile ri arş-ı âlâya uçarken kapı olacak olan yeri gösteren Mahmut 219

