Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
li I- MÂLA T ni tanımıyordum ama baktığı zaman gözleri kalbimde idi. Her haliyle Allah'ın sevgili kulu olduğu belliydi. Konuşup görüşmek nasip olmadı ama biz kendisinden çok istifade et miştik. Bir an huzurlarında günahlara nedamet duymaya ve sile oldu. Bir sonraki ziyaretlerimizde yatsı namazını Mescid i Saâdet'te eda ettikten sonra mübarek ellerini öpmek nasip olmuştu. Bu sefer huzurlarına bir akşam namazım mütakip dahil olduk. Meclis, Sami Ramazanoğlu'nun 40 yıldır ahbabı olan bir gönül erinin sohbete gelişiyle daha da nurlandı. Suriyeli zat, yüzündeki tebessümü, dilindeki tatlı sözlülüğü, cebinden çı karıp cemaate bir bir dağıttığı şekerleri ile mükrim bir insan dı. Mecliste Suriyeli hadis ve tefsir âlimleri ve benzeri birçok yerden gelen aziz misafirler vardı. Zekeriyya hazretlerinin, baş ucundan çıkarıp, elleriyle takdim ettiği hadis kitabından, Peygamberimiz (s.a.v.)'in ziyaretinde gönderilen salât-ı se lamlara ruhu ulvîlerinin mukabele edeceklerini bildiren, tev- be ve istiğfardan bahseden bölümler okunurken gönül arzu ederdi ki herkes orada olsun. Okullarda hocalarımızdan çok dersler gördük ama bu ders başkaydı. Peygamberimiz (s.a.v)'in hadis-i şerifleriyle rahmet-i İlâhi o meclisi kuşatmış tı. Melekler iştirak etmiş, gönüller adetâ nûra boyanmıştı. Her hadis-i şerifin bitiminde, Şâm-ı Şeriften kendisine nazar edildiğinde, "Ne büyük kudret sahibisin Mevlam." dedirten, gayr-ı ihtiyari sevgi duyulan sûreten ve sîreten güzel bir zâ tın salevât-ı şerife getirmesiyle Kubbe-i Hadrâ'nm gölgesin de, gönül antenlerine dokunan o sesi unutmamız mümkün değil. "Kabrinde babasını memnun etmek isteyen dostlarını zi yaret etsin." hadis-i şerifine riayetle Konyak şair, edip, müte fekkir, gönül adamı Ali Ulvi Bey'i, hanelerinde ziyaret etmek 218

