Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ISLÂM I M ŞARTLARI miz'in huzurlarında bayram yapmak için yola çıkarlar. Arefe günü, Adana'da görev yaptıkları cami önünde Sami Efendi hazretleri, bu iki misafirini defalarca kapıya bakarak bekler ler. Daha sonra akşam olduğunda devlethâneye kabul edilir ler. Sami Efendimiz akşam namazını kıldırırken, "Allahu Ek- ber" dediklerinde gönüllere Cenab-ı Hakk'ın azameti dolar. Secdelerde; "Rabbim, bizi ve cemaatimizi de affeyle, mağfiret eyle." niyâzı kalplerde dalgalanır. Rükû ve secdelerde, bu manevi ağırlığın yüküyle nasıl kalkarız diye düşünürlerken, "Allahu Ekber" sedası onları tekrar kaldırır. Adeta miraç zev ki yaşayan Hacı Haşan Efendi (k.s), "Bu namaz ömrüme ye ter." buyurmuşlardı. Namazdan sonra iki minder serilir, Sa mi Efendimiz (k.s.)'in sağ ve sol dizlerine dizler dayanır, göz ler kapanır, kalpler arşa açılır. Bir mürşid-i kâmilin teveccü hüne mazhar olunur. Fahri Kâinat Efendimiz'in teveccühü böyle olur da acaba Allahımız (cc.)'ın Cemal-i Bâ Kemal'i na sıl olur. Tefekkürle bir bir makamlar geçilerek, fenâfi'ş-şeyh, fena fillah makamlarına ulaşılır. Bu sene Hacc'da gördüklerimizi bu satırlara sığdırmamız mümkün değil. Kabe-i Muazzama'nın gölgesinde ekseriyetle Celâl sıfatının tecelisine mazhar olan nice Allah dostları var dır. Yatağı yer, yorganı güneş-semâ olan nazlı kullarını ancak Rabbimiz kendisi bilir. Cemâl sıfatıyla yoğrulan Ravza-i Pak- i Nebi'ye âşık, Fuzûli'nin ifadesiyle Medine sokaklarında do laşan köpeklere yem olmayı arzulayan, âşkından pâre pâre olup havada uçuşan zerrecikler gibi Rasûlullah (s.a.v.)'ın Kabr-i Saâdeti'ni kuşatan demir parmaklıklara yapışmak is teyen sevgililer, bize her halleriyle Allah (cc.)'ı hatırlatıyordu. Bilâl Mescidi'nin yanında, 82 yaşlarında, Türkistanlı Zekeriy- ya hazretlerini ziyaret etmek nasip oldu. Yıllar öncesi Mes- cid-i Saâdet'te bir Cuma günü yanyana durmuştuk. Kendisi- 217

