Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
340 / Bakara Sûresi Tefsiri Kullardan «Kâbız» ve «Basit» olana gelince, bun lar: Hikmet san’atları kendilerine ilham edilen kimselerle «Cevâmi’ul-kelim» olma vasfı kendilerine ihsân edilendir. Allah’ın bu tip kulları bazan, Allah’ın nimetlerini insanlara hatırlatarak onların gönüllerini ferahlatırlar. Bazan da Allah’ın celâl ve kibrîyâsını, çeşitli azâb ve belâlarını ve düşmanlardan intikamını hatırlatıp korkutarak onların kalblerini daraltır. Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir defasında ashabına, kıyamet gününde Allah’ın Hz. Âdem’e şöyle diyeceğini hatırlattı: «Ben, Cehennem’e göndermek üzere insanları diriltece ğim.» Bunun üzerine Hz. Âdem «Kaç?» diyecek, Allah - celle celâlüh- da «her binde 999» diyecek. Bunu duyunca ashabın kalbleri kırıldı ve ibâdete karşı bir gevşeklik duy dular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, sabahleyin onları sıkılmış ve gevşemiş görünce, diğer kavimlere nisbeten onların, beyaz bir öküzün derisinde siyah bir nokta gibi, olduklarını hatırlatarak kalblerini fe rahlattı ve rahata kavuşturdu. Kuşeyri Risâlesi’nde şöyle demektedir: Kabz ve bast iki haldir ki; kulun, havf ve recâ halinden terakki etme ölçüsündedir. Ârif-i billâh için kabz, mübtedî (yeni başla yan) için havf (korku) makamındadır. Ârif-i billâh için bast (ferahlık) mübtedî için, recâ (ümîd) makamındadır. Cenâb-ı Allah kullarına lütuf ve kereminin kemâlin den dolayı onların canlarını yarattı, onları servet û sâmân sahibi yaptı. Sonra da onlardan (Cennet karşılığında) canlarını ve mallarını satın aldı. Sonra âriyeten bu malları onlara geri verdi, sonra onlardan karz-ı hasen isteyip,

