Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yansımalar/ 81 kamilen inanamamaktadırlar. Böylece inanç zayıflığı yavaş yavaş kalbe işlemeye başladığı zaman şüphecilik baş gösterir. Kuran-ı Kerim’de İbrahim (a.s.)’in Allah’ı buluşu hadisesinde, O, şüpheden arınmış iman sahibi bir kul olarak sözlerini şöyle bitirmektedir: “Şüphesiz ki Ben, Hanîf (hakka yönelmiş) olarak yüzümü gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve Ben (sizin gibi) müşriklerden değilim.” (En’am, 6/79) Efendimiz (s.a.v.), Ammar b. Yasir’in şüpheden arınmış imanını şöyle vasfediyor “Derileri (etleri diye de geçiyor) de iman etmiştir. İman onun derilerine de, kemiklerine de işlemiştir.” Şüphecilik İse İnançsızlığa Yol Açar Hakkında Efendimiz (s.a.v.)’in, “Nasıl ki, Adem peygamber Benimle iftihar ediyorsa, Ben de İmam-ı Âzam’Ia iftihar ediyorum.” buyurdukları İmam-ı Azam Ebu Hanîfe hazretlerine bir ateist gelir ve kendisiyle; Allah’ın vahdaniyetini, birliğini, yoktan var edişini tartışmak ister. Uygun bir vakit kararlaştırılır ve inanan, inanmayan herkes o ânı beklemeye başlar. Ateist, kararlaştınlan yere taraftarlarıyla birlikte gelir, fakat İmam-ı Azam (rh.a.) henüz gelmemiştir. Vakit biraz geçince bekleyenler, “Hz. İmam herhalde çekindi; bu inançsızın karşısında cevap veremeyeceğini düşündü ve bunun için gelmedi.” derler. İnsanlar dağılmaya yüz tutunca Hz. İmam (rh.a.) görünür. İmam-ı Azam Efendimiz özrünü ve niçin geç kaldığını izaha başlar:

