Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Üç Sahâbînîn Tevbesi / 63 Size nusret etmeye söz verdim. Vallahi yâ Rasûlallah Siz den başka şu dünya halkından kimin yanında otursam bir özür ile muhakkak ben onun gazâbından kurtulacağımı sanıyorum. Çünkü ben lisânına talâkat ve fesahat veri len bir kimseyim. Vallahi şuna kanaat etmişimdir ki, size yalan bir söz söyleyecek olsam çok geçmez Allah Teâlâ seni hakkımda gazâblandırır. Vallahi benim seferden tahallüfümde hiç bir özrüm yoktur.» Bu ma'rûzatım üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: - «Bu doğru söyledi. Ey Ka’b! Kalk, Allah, hakkında hûkmedinceye kadar» buyurdu. Ben de kalktım. Benî Süleym'den birtakım kimseler koşup geldiler. Dediler ki: Vallahi biz seni bundan önce bir günah işlemiş kimse olarak bilmiyoruz. Şu kadar ki sen seferden kaldın. Diğerleri gibi özür dilemekten de âciz kaldın. Halbuki Rasûlullah’ın hakkındaki istiğfârı günahına kâfi gelir idi. Benimle o kadar uğraştılar ki ben hattâ eski fikrimden dönüp kendimi yalanlamak istedim ise de bir kere «benim gibi doğru söyleyen var mıdır?» diye sordum. Mirâre ile Hilâl’i söylediler. Bunların ikisi de Bedir’de bulunan sâlih kimseler olduğundan ben de tereddüdden vazgeçtim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müslüman- ları şu üçümüzle konuşmaktan nehyetti. Halk bize yüz lerini ekşittiler? Hattâ yer yüzü bana yabancılaştı. Bu hal üzere elli gün kaldık.

