Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Manevî Hâl 55 hâlinde iken üstâdımızı, "Efendimiz, sultanımız, sev gilimiz Allah ömrünü müzdâd etsin, himmetinden bu fakiri ayırmasm, hizmetinden ayırmasm, mahşerde berâber haşr u cem etsin, cenneti a'lâda cemâlullaha birlikte nazar etmek nasib olsun" diye hayır dualarda bulunup tefekkür etmeliyiz. Üstâdlarımız âhirete göçmüş olsalar da onlar her dâim bizimle berâberdirler. Bu hususta onlar için her hangi bir zorluk da yoktur. Onlar ber-hayat iken kırım daki kılıç gibidirler. Âlem-i bekaya göçtüklerinde ise kırımdan çıkan kılıç gibidirler. Yeter ki onlarla olan irti batımız güçlü olsun. Pederim Şeyh Mustafa Efendi, Es'ad Erbîlî Hazret lerine "Efendim! Size nasıl rabıta yapayım. Sizi, yanı ma mı getireyim, yoksa yanınıza mı geleyim. Önüme mi getireyim, yoksa kalp çanağımı açayım da füyuzat-ı İlâhiyye oraya mı dökülsün." diye soruyor. Es'ad Erbîlî Efendimiz (k.s.) "Mustafa Efendi! Bırak bunları. Kutb-ı cihan, şarktan doğan güneşe benzer. Bulut olsa da yağ mur olsa da hiç güneşe zarar gelir mi? Ne olursa olsun güneş doğmaya, parlamaya devam eder. Bunun gibi, sen de yeter ki gönül pencereni aç, yeter. Füyûzât-ı ilâhiyye içine akmaya başlar." buyuruyor. İmdi, bizler sözünü ettiğimiz edeplerin hangisine riâyet ediyoruz. Bunu bir düşünelim. Âhirete gaflet per delerini kaldırmadan gitmeyelim. İnşallah letâiflerimiz açılır, gönlümüze füyûzât-ı ilâhiyye saçılır. "Efendim eskiden aldığımız manevî lezzetleri ala mıyoruz. Tarikata intisap ettiğimiz ilk zamanlarda se-

