Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
54 Sohbetler Gözlerinizi kapıyorsunuz ancak gönlünüzü doyuramı yorsunuz. Gayretten sonraki gevşeklik hâli hamlık geti rir. Eskiden beri hep söylerim. Bunun tek bir ilacı vardır. Günâhlarınızı bir bir gözünüzün önüne getirin. Sanki ilk defa tevbe ediyormuş gibi "Estağfirullah el-azîm, es- tağfirullah el-azîm, estağfirullah el-azîm." deyin. Es'ad Erbîlî (k.s) Hazretleri, ihvânma "Lâ ilahe illal lah el-melikü'l-hakkü'l-mübîn, zikrini Cenâb-ı Allah'ı görüyormuş gibi yapmalısmız" buyururlarmış ve ek lermiş: "Şâyet böyle yapmazsanız zikirden hâsıl olacak olan göz ve gönül zevkini tam mânâsıyla elde edemez siniz. 'Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed'i yâni salavât-ı şerîfeyi ise, kutb-ı cihânı yanma alarak âdeta Fahr-i Kâinât (s.a.v) ile diz dize oturuyormuş gibi okumalısımz." Ancak kıymetli kardeşlerim bizler, hâzık tabibin, bize verdiği reçeteyi yanlış kullanıyoruz. Âdâba dikkat etmi yoruz. Bize deniliyor ki, "Sakm acele etmeyin, evrâdm vaktini saatini bekleyin." Fakat biz vakte riâyet etmiyo ruz. Aç kanuna, şifa niyetiyle, hacet kapılarının açık ol duğu, "Kullarımdan isteyen yok mu? Onlara ihsânda bu lunayım" buyrulan zaman dilimi içerisinde vazifelerinizi yapmalısınız deniliyor. Fakat biz tok kanıma, keyfimize göre, zikre oturuyoruz. Büyüklerimiz bizlere "Siz virdle- ri, zikirleri okumayı bilmiyorsunuz" buyururlardı. Mânevi dersin yapılacağı mekân, loş ışıklı sakin bir yer olmalı. Gözler açılırsa havâtır çoğalır, etraftaki melâike dağılır gider. Zikir yapılırken gözler kapalı ol malıdır. Göz kapalı olacak ki gönül açılsm. Murakabe

