Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Sohbetler II Kardeşlerim! Anasım sızlatan, babasını ağlatan bir evlat, mahşerde Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın yüzünü göremeye cek. O nurdan mahrum olacak. Hakk Teâlâ, bu nurdan bizi mahrum etmesin. *** Rabbimiz, ana-babamıza iyi davranmamızı, onlara tevazu kanatlarımızı germemizi emrediyor. Ana-babalarımızı kırma yalım, onlara en güzel şekilde hizmet edelim ki, Allah’ın rahme tine nail olalım kardeşlerim. Önceleri, Mısır, Bağdat, Horasan gibi uzak yerlere ilim tah sil etmeye gidilirdi. Yine böyle bir düşünce ile bir grup arkadaş, bu ilim merkezlerine gitmek üzere memleketlerinden ayrılmaya niyetlenirler. Onlardan birisi, henüz yola çıkmadan bu niyetini validesine söyler. Lâkin annesi; - N’olur, gitme yavrucuğum, benim hizmetimde bulun. Ben sana akaid-i diniyyeni öğrettim, ilmihal bilgilerini öğrettim, daha ötesi farz değil zaten." der. Bunun üzerine çocuk: - Annem beni besledi, büyüttü, benim için her türlü sıkıntıya göğüs gerdi." diye düşünerek ilim tahsilini çok istediği halde arkadaşlarıyla gitmekten vazgeçer ve annesinin yanında kalmaya karar verir. Çocuk, devamlı olarak annesinin hizmetinde bulunur, onu incitmemeye gayret eder. Her gün uzak yerlerden su taşır, annesinin yükünü hafifletir. Bir gün su almak için çeşmeye gi dince Hızır (a.s.), mübarek bir hoca efendi suretinde önüne çıkar. Bu karşılaşmadan sonra çocuk, o aksakallı hoca efendinin rahle- i tedrisinde ilim tahsiline başlar. Böylece günler ayları, aylar yılları kovalar. Ve’l-hasıl kardeşlerim uzun yıllar geçer. Arkadaşları, ilim tahsilinden döner ve onu insanlara vaaz ederken bulurlar. Vaazına biraz kulak veren arkadaşları, onun ilmi karşısında hayrette kalırlar. "Sen bu ilmi kimden öğrendin? Hangi hocadan ders okudun?" diye, soru yağmuruna tutarlar. 64

