Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Sohbetler II ettim. Sultan-ı Enbiya’nın Peygamberliğine de inandım, O ' Allah’ın kulu ve Rasûlüdür." Göğsünün üstüne büyük taşlar koydular. Onu Mekke’nin en sıcak yerine götürdüler. Ona, "Taşın altında yavaş yavaş canın çıksın utanmaz herif, sen putlarımızı bıraktın da tek olan Allah’a inandın." dediler. . . Bilâl-i Habeşî acılar içerisindeyken bile, "Yâ Ahad, Yâ Ahad, Yâ Allah!" diye Hakk’ı zikrediyordu. Oradan geçen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, Hz. Bilâl, "Yâ Rasûlallah! Beni bu müşriklerden kurtar." dedi. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.), "Başındaki kafirlerden yaklaşamıyorum Yâ Bilâl! Vâhid olan Allah seni kurtarır inşallah." dedi ve mahzun olarak ayrıldı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) ağlıyordu. Sıddîk-ı Âzam (r.a.), Efendimiz (s.a.v.)’İn yanına vardı: - Niçin ağlıyorsun Ya Rasûlallah? dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) olanları anlattı. Hz. Ebubekir (r.a.) hemen yerinden fırladı, Bilâl’in efendi sine vardı: “Köleni bana sat.” dedi. . Her ne pahasına olursa olsun onu kurtarmak istiyordu. Gerekirse bu uğurda bütün servetini vermeğe de razıydı. Bilâl’in efendisi bu teklifi kabul etmedi. "O, putlarımıza hakaret etti, onu öldüreceğiz." dedi. . Sıddîk-i Ekber, "Benim sizin dininizden olan bir kölem var, yirmi bin akçe de parası var, onu size vereyim." dedi. Tüccarlar arasında hatırı sayılır olduğundan onu kırmadılar. Hz. Ebûbekir (r.a.), Bilâl’i alıp Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına götürdü, "Ya Rasûlallah! Onu efendisinin elinden kur tardım, fakat kendi köleliğimde de durdurmayacağım, onu Sana bağışlayacağım." dedi. Peygamberimiz (s.a.v.), onu evlat gibi kabul etti. Habeşistanlı olduğu için, teni simsiyahtı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) onun için, "Dışı simsiyah, içi nurla dolu Bilâl." derdi. 22

