Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
\ GÖNÜL ÂLEMİNDEN ZÂHİRÎ VE BÂTINÎ ŞİFA TARİFESİy < 15 > Ulemâyı ve meşâyih-i kiramı ayrım gözetmeden ziyâret ederdi. Üstâdın tavsiyesiyle İstanbul’da Süleyman Hilmi Efendi (k.s.) ile Ali Haydar Efendi (k.s.) Hazretlerini de ziyâret etmişlerdir. O, maddî ve manevî bir cihad eriydi. Sohbetlerinin ağırlık noktasını cihad teşkîl ederdi. İçte nefis, şeytan; dışta insan şeytanlarına karşı her zaman uyanık olmayı öğütlerdi. Gerçek sûfînin, malını ve canını Allah yoluna fedâ etmiş insan olduğunu ifâde ederdi. Bütün yârânına, Hakk’ın hâkim olması için çalışmalarını tavsiye buyururdu. Kimseyi incitmez, sevdiğini Allah için sever, sevmediğine Allah için buğzederdi. Netice olarak Peygamberi ahlâkı yaşatmaya çalışan bir mânevi önderdi o. Kemâlât ve Kavuşma Yaş elli-altmışlara doğru yaklaştığında, ağır mânevi yükün vücutta meydana getirdiği rahatsızlıklar ortaya çıktı. Ankara Gülhane Hastanesi ve Kayseri Tıp Fakültesi Hastanesinde göz ameliyatı olup, şeker ve kalp hastalıklarından tedâvi gördü. Ama o, bütün bu rahatsızlıkları Allah’tan bir hediye bilerek hizmetine devam etti. 1983’te mürşidi, önderi, gönül mi’mârı Mahmud Sâmî Efendi (k.s.) Hazretleri vefât edince, üstâdın rûhâniyetine olan bağlılığını devâm ettirdiler. Fahr-i kâinâtın (s.a.v.) izinde 72 seneye yakın devâm eden nezih bir hayattan sonra, 26 Ocak 1987 günü Kayseri’de dâr-ı bekaya irtihâl ettiler. Vefât ettikleri günün sabahı, doktorların muhalefetine rağmen ısrarla hastaneden çıkarılmasını arzu etmiş, yakınlarına; ‘Bugün sağ tarafımdan Peygamberimiz (s.a.v.), sol tarafımdan da Sâmî Efendimiz (k.s.) tuttu, hiç hastalığım kalmadı’ buyurmuşlardı. Kabri, Yahyalı KavacıkMahallesi’ndeki, kendi yaptırdığı Kalender Câmii’ndedir. Şefaatine nâil olmak ümidiyle, rûhu için el-Fâtiha.

