Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Âlim, Allâme Abdurrahman el-Fâzıl, el-Hâmi kuddise sirruh-Hazretleri “Rubâiyyât” ve “Nefehât” şerhlerinde ve “Teveccüh-i Hâcegân” risâlesinde bu mes’eleyi aynı şekilde açık açık izah etmişlerdir. “Er-Risâle fi’t-tarikat’ın-Nakşbendiyye” şârihi âlim, allâme Muhammed bin Said el-Hâdimî di yor ki: “Zikreden kimsenin kalbine, zikr esnâsında bir tefrika, bir vesvese yahut kabz hâli ârız olup gelir se; soğuk veya sıcak su ile gusletsin. Yahut abdest alıp halvette hacet namazı kılsın. Duadan sonra tekrar zikir için bir abdest daha alsın. Eğer vesve se geçmez devam ederse, Peygamber - sallallahu aleyhi vesellem - Efendimiz’in sûretini, yâni rûhâ- niyyetini tahayyül etsin. Çünki O’nun rûhâniy- yeti de cismâniyyeti gibi avn ü inâyet menbaı, hi dâyet ve irşâd matlaıdır. Yâni hidâyet güneşinin doğduğu yerdir. Yahud da şeyhinin, feyz almada ve yardımda Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- in halifesi, halkın terbiyesi ve onları Hakk’a ir şadında; Aleyhissalât ü vesselâm Efendimiz’in na ibi olduğuna kesin inanmak şartıyle, ruhâniyyetiyle beraber şeyhinin sûretini tahayyül etsin.” Aynı mutâlaada bulunanlardan “el- Eşbalf’şârihi imam allâme el-Hamevî “Nefahâtül- Kurb“ kitabında beyan eder ki: “Evliyâullah rû- hâniyyetlerinin cismâniyyetlerine gâlip olması se bebiyle birçok suretlerde görünürler. Onların ta sarruf ve kerâmetleri hayatlarında ve mematların dan sonra da devâm eder.” 33

