Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
olan evliyaullah’a ve kâmil bir şeyhe yapılmasının câiz olduğunda da şüphe yoktur. Zira onlar, Fahr-i Kâinât efendimizin vârisleridir ki, bizler kendile rine mahabbet besleyip ihtirâm etmekle emrolun- duk. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi vesellem-e getirdiğimiz salât ü selâmda ehl-i beyt’in zikredil mesi nasıl câiz oluyorsa; Rasûl-ü Ekrem -sallallahu aleyhi vesellem-’e tebean evliyaullaha “râbıta” da öylece câizdir, Râbıta; ehl-i şeriat, ehl-i tarikat ve erbâb-ı ku- lüb katında matlûba ulaştırıcı bir vâsıtadır. Allah ve Rasûlüne imân eden, ehl-i sünnet ve’l-cemâat iti kadına sâhib olan bir kimse bunu inkâr edemez. Bunu ancak bunun keyfiyetini bilmeyen ve haki- katma mutallî olamayan, tarîk-ı Hak’dan çıkarak, inkâr çukuruna düşenler inkâr eder. Nitekim mutezileden olan Zemahşerî “Eğer Rab- bının bürhanını görmeseydi”1 âyetindeki “bur han” kelimesinin tefsirinde şunları söylemiştir: (1) Yusuf süresi: 24 Yâkub aleyhisselâm-ın ruhaniyyetinin o anda parmaklarını ısırır halde Yusuf’a görünerek “O ka dından ve O işten sakın!” demesi sarîh bir hakikattir. Muhakkik, Allâme, Seyyid Şerif Cürcânî “Şerhu’l-Mevâkıf” kitabının son taraflarında ve “Şerhu’l-Metâli” eserine yapmış olduğu hâşiyesi- nin baş taraflarında: “Müridin evliyâullahın süre lini tahayyül ve tasavvur ederek ondan feyz alabi leceğini, hatta bunun vefatlarından sonra da ola bileceğini sarâhaten beyan etmiştir.” 32

