Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
izâfeten ne zamân-ı mâzîde ne de müstakbelde vücûdun vardır, demektir. (<« ^j aJ ^j a, ^ ¿Lh ^) Ma’dûm-ı mahz olduğun için ne nefsinle kâim bir vücûdun vardır; ne de Rabbinle ve ne zarfıyyetle, ve ne maiyyetle... (i^ ^j jU cJÎ ^j) Sana ne fânî denilir, ne de mevcûd. (JW> ¿^ Up *)b cJÎ jAj y ol) Sende olan vücûd, vücûd-ı Hak’tır. Vücûd-ı Hak dahi sende mütecellîdir. îlel ve esbâbdan vârestedir. İttihâddan da murâd budur. Murâd bu değildir ki; sende bir vücûd-ı hâs var ve Cenâb-ı Hak ile birdir. (UJI »J^ Jjj>j cjy> û^) Ya’nî, yoklukla oi/ jlâ») (Jü; -¿I Hak Teâlâ hazretlerinin mevcûd-ı hakîkî ve her şeyin mûcid ve hâlıkı ve her bir zî-rûhun râzıkı olduğunu bilir ve ol vech ile itâat ve ta’zîm ve hürmette bulunursun. (^ ^b) Yoksa ne Cenâb-ı Allah’ı bilmiş ve ne de hukükunu îfâ etmiş olursun. »kij ij>-jJl tU ^1 (^JLv aDİ üj^ IyU?l ^yjjLJl Jij) (^¿1 j u^j ^y^ ^ jaj AjÜI Arifler ma’rifetullah için fenâ-i vücûd ve fenâ-i fenâ lâzımdır, demişler. Lâkin isâbet etmemişler. Zîrâ fenâ-i vücûd, ibâdât ile nefsin evsâf-ı zemîmesini ifnâ edip, teslim ve tevek kül gibi evsâf-ı hamîde ile muttasıf etmek; ve fenâ-i fenâ ise o evsâf-ı hamîdeyi de kendinde bilmemekten ibârettir. Hâlbuki Aleyhi’s-selâm Efendimizin ajj Jy> Jlü <ui hadîs-i şerifinden anlaşıldığı vech üzere, ma’rifetullah teâlâ fenâ-i nefse verilmemiş, bilakis ma’rifet-i nefse verilmiştir. 95

