Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ni’metin aklen, örten ve âdeten hürmet ve itâat ve muhabbeti ise vücûb tahtında bulunduğunu idrâk ey lerler. Şu kadar var ki, bu gibi muhabbete nâil olmak ancak ^^ ^ ûj-M ^ ¿1 J âyet-i celîlesine6 nazaran ittibâ-ı şerîat ve tarîk-ı hakikat sâyesinde mümkin olabilir. Zîrâ hakikatten ârî bulunan ittibâ-ı şeriatın kabûlü şüpheli olduğu gibi şerîat-ı mutahharanın netâic-i âliyesinden olmayan bir iddiâ-yı hakikat dahi mukârin-i sıhhat olamaz. 6 Âl-ilmrân,3/31. 7 Enfâl, 8/17. 8 Enbiyâ, 21/23. J^>j^Jl yj Ojlİ ^ oj^p ı_^ \j <ık»!j ”% «uJi ^1 <«İj (dİ Jm-^JIj Zâhirde ve bâtındaki mevcûdâtın kâffesi âlât ve edevât kabilinden olup, vücûd-ı hakîkî zât-ı ulûhiyyete mahsûs olunca nebî olsun, resul olsun, risâlet olsun hakikatte kendisinden başka bir şey olamaz. O hâlde diyebiliriz ki, inde’t-tahkîk, teblîğ-i ahkâm için Cenâb-ı Hak kendi nefsini, nefsinden bi- nefsihî kendi nefsine ya’nî bi-lâ-sebeb ve bi-lâ-vâsıta ve bi-lâ-tefâvüt ba’s ve irsâl buyurmuşlardır. Cibril de O’dur, vahiy de O’dur, resûl de O’dur. Bunu isbât için ^5 âl ¿^Jj ¿iij İl ¿45 Uj âyet-i çelilesi7 hakikate nâil olanların elinde muhkem bir delîl-i celidir. Burada hâtırlara tebâdür eden bir suâl vardır. Şöyle ki mâdem her şey ve herkes âlât ve edevât kabîlindendir, fâil ancak Zât-ı Hak’tır, o hâlde insanların bir kısmı neden azâba müstehak olsun? el- Cevâb: Evvelen 8Jâ lip Jd \ Sâniyen: Her bir 93

