Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
'^û 1453 Jl4 fehvasınca mü’minleri cennette şeref-i Hkâ ile bahtiyâr eder. “ Kıyâme, 75/22-23. 5 Zâriyât, 51/56. ((P/ c^ ^J °JC* ^' «ly M) Enbiyâ ve mürselîn ol sun, bir dîğeri olsun Cenâb-ı Hakk’ı dünyâda baş gö züyle göremez. Ancak Hazret-i Muhammed aleyhi’s- salâtü ve’s-selâm Efendimiz; baş gözünden mürur et miş olan müşâhede-i kalbiyyesiyle dünyâda iken cemâlullahı görerek, hem basar hem de basireti, kesb-i şeref ve imtiyâz buyurmuş ve bu tafsilden sonra artık müşâhedenin basar yâhûd basiret ile vukuuna dâir olan ihtilâfa da mahal kalmamıştır. Îbnü’l-Fânz gibi ba’zı zevât, Aleyhi’s-salât Efendimizin sünnet-i seniyyesine ittibâ’ ile evliyâullahın dahi sırr-ı mükâşefata nâil ol maları için şevk ve zevklerini câlib kasâyid ve ebyât bile inşâd buyurmuşlardır. Tercememizde ihtisar iltizâm olunduğundan şerhteki ebyâtın naklinden sarf-ı nazar olundu. (^ uA ^ j J^ Jj ^j) Ya’nî, Zât-ı Bari Teâlâ’yı veliyy-i kâmil olsun, melek-i mukarreb ol sun kimesne bilemez, jjijd ^1 ^d^ly ¿¿Jl ¿ili Uy5 s^LJl ¿¿^ j» ¿^ jy^J ^1 den anlaşıldığı ma’rifet ise yalnız sıfâtıyla bilinmesinden ibârettir. Bu ma’rifet dahi ilmi ve iyânî olmak i’tibâriyle ikiye münkasım olup, mu’teber olan ehl-i mükâşefâtın ma’rifetidir. Şöyle ki, rezzâk olduğunu bilirler ve nuküd-ı mevcûdeleri olmadığı hâlde aç kalırım i’tikâdında da bulunmazlar. Kezâlik Cenâb-ı Hakk’ın iki cihânda velî-ni’met olduğunu bilirler ve velî- 92

