Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
hakkı olduğunu iddia etmiş. Bunun üzerine, Seyyid Ahmed el-Bedevî “Ne ben, ne de sen!” demiş ve ardından yüksek bir sesle şunu söylemiş: “Kalk ey meyyit!” Bundan sonra ölü kişi yeniden hâyât bul muştur. Seyyid Ahmed el-Bedevî’nin ağzından çı kan bu sözü hakikatte Cenâb-ı Hakk’a isnâd eyle mek gerekir. Zîrâ Muhyî (dirilten) ve Mümît (öl düren) ancak O’dur. Cehalet nedeniyle nefsini Cenâb-ı Hakk’ın gayrı bildiğin için başka bir şahsın varlığını görmektesin, ancak hakikatte Cenâb-ı Hak’tan başka bir şey için aslâ varlık yoktur. Hadîs-i şerifte bildirildiği üzere “Kâmil mümin Cenâb-ı Allah’ın âyinesidir.”59 Yâni biz gerçek fâilin Allah olduğu şeklindeki iddiâmızda yanlış değiliz. Çünkü evliyânın gözü ve bakışı, Allah’ın gözü ve bakışıdır. Bu minvalde hadîs-i şerifte “Ben onu sevince, onun işitme, görme, konuşma ve dokunma yetisi (kuvve) Ben olurum” buyurulmuştur. Ancak şu kadar var ki Cenâb-ı Hak mâsivâda mevcûd olan sûret ve şekil lerden münezzehtir. Her ne kadar “Kâmil mü’minin bakışı, Allah’ın bakışıdır (nazarullah)” şeklinde bir iddiâda bulunuldu ise de, bu senin gö zün, bilmen, anlayışın, vehmin, zannın ve bakışın nev’inden bir şey değildir. Çünkü yaratılmışın (mahlûk) yaratan olması (hâlık) ve sonradan ola nın (hâdis) başlangıcı olmayan (kadîm) olması mümkün değildir. 59 Ebû Dâvûd, Edeb, 57 (4920); Tirmizî, Birr, 18 (2054). 79

