Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
da yalnızca onu görmektesin. “Ene’l-Hak” vb. söz leri söyleyenler yâni vahdet-i vücûd sırlarından na- siplenenler sâhip bulundukları ilim ve irfân sâyesinde, varlık âyinesinin her bir zerresinde açığa çıkan (tecellî) Hakk’ın varlığından başka bir şeyin olmadığını anlamak hususunda herhangi bir zor luk çekmemişlerdir. Sırası gelmiş iken ufacık bir misâl ile meseleyi açıklığa kavuşturalım. Seyyid Ahmed el-Bedevî,58 vefât etmiş olan bir dervişinin cenâze namazını edâ etmek üzere iken, mescidin imâmı gelmiş. Cenâze namazını kıldırma konusunda imâmetin kendi 58 Seyyid Ahmed el-Bedevî, 596/1200 yılında Fas’ta dünyaya gel miştir. Ailesi ile birlikte küçük yaşta Fas’tan ayrılıp Mekke’ye yerleşen Ahmed el-Bedevî Kur’ân’ı hıfzettikten sonra dînî ilimleri tedrise başlamıştır. Küçük yaşlardan îtibâren tasavvufa ilgisi olan Ahmed el-Bedevî, 23 yaşında Ebu Kubeys dağında uzlete çekilmiş, daha sonra mânevi bir işâretle Irak’a gitmiş, orada Abdülkâdir Geylânî, Ahmed er-Rıfâî ve Hallâc-ı Mansûr vb. meşhûr sûfîlerin kabirlerini ziyâret etmiştir. 634/1236 yı lında Irak’tan Mısır’a gelerek hayatının geri kalan kısmını geçi receği Tanta’ya yerleşmiştir. Burada kendisinden sonra yerine geçecek olan Abdül’âl b. Fakîh ile karşılaşmıştır. 675/1276 yı lında vefat eden Ahmed el-Bedevî, Kuzey Afrika ve özellikle Mısır’ın dînî ve tasavvufî yaşamında etkin şahsiyetlerden biri sidir. Tasavvuf geleneğinde aktâb-ı erbaadan (dört kutup, Abdülkâdir Geylânî, Ahmed er-Rıfâî, Îbrâhîm ed-Desûkî, Ahmed el-Bedevî) biri olarak kabul edilir. Hayatı için bkz. Mustafa Kara, “Ahmed el-Bedevî”, DİA, II, s. 47-48; Ahmed el- Bedevî’nin bu risâlede geçen ölüleri diriltme ya da dirileri öl dürme ve benzeri diğer kerâmetleri için bkz. Derya Baş, Seyyid Ahmed el-Bedevî -Tarikatı ve İstanbul’da Bedevîlik-, İstanbul: Kitabevi, 2008, s. 231-249. 78

