Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
şirki ortadan kaldırdıkları zannına kapılarak, bâzen varlığın fenâsına yâni benliğin yok olmasına; bâzen fenâdan fenâya yâni külli fenâya ve mahva yâni ye rilen vasıfları yok etmeye övülen ahlâkı açığa çıkar maya; bâzen de istilâma55 yâni aşkın kemâline işâret ederler. Oysa işâret edilen bu husûsların tamâmı mahzâ şirktir. Zîrâ ilk önce mâsivânın vücûdunu, daha sonra fenâsını mümkün gören kimse, mâsivâyı isbât etmiş demektir. Mâsivâyı isbât etmek ise, şirk ten başka bir şey değildir. Cenâb-ı Allah onları ve bizleri hak yoldan ayırmasın. 55 Sökmek, koparmak gibi anlamlara sâhip bulunan istilâm, tasavvuf ıstılâhında kalbe gelen ve hâkim olan kuvvetli ser- mestlik hâline (tecellî) verilen addır. Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, s. 190. Soru: Nefsi bilmenin, Cenâb-ı Allah’ı bilmek (mârifetullah) olduğunu uzun uzadıya îzâh ettin. Hâlbuki bu durumda nefsini bilen kişinin, Cenâb-ı Allah’ın gayrı bir varlık olacağı âşikârdır. O hâlde Allah’ın gayrı Allah’ı nasıl bilebilir ve O’na nasıl erişecek (vâsıl)? Cevap: O kişi kendi varlığının kendisine âit ol madığını, Cenâb-ı Hak tarafından kendisine ödünç olarak verildiğini ve kendi varlığının Allah’ın il minde mevcûd bulunması bakımından gayr olma dığını bilmelidir. Ayrıca iki varlık arasında -hâşâ- ne birinin diğerine girmesi (duhûl), ne de birinin diğerinden çıkması (hurûc) ve ne birinin diğeri ile birlikte olması (maiyyet) ve ne de birinin diğerinin içinde bulunması (zarfiyyet) gibi nispetlerin de söz 75

