Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hakk’ın vücûdu olduğunu ve onların sonradan yaratıldıklarını bilmiş ve bunun sonucunda ay dınlanmamış nefslere muhâlefet ederek çokluk ve gayriyyet kapısını kapatmış olursun. Ve yine görürsün ki Cenâb-ı Hakk’ın her günkü emri başkadır.43 O, ilmini ve ezelî takdirini sırasıyla zuhûra getirmektedir. Böylelikle de O, nasıllığı bi linmeksizin (bi-lâ-keyfiyyet), zât ve sıfatlarının eserlerini âlemde açığa çıkarmaktadır. Çünkü “O evveldir, âhirdir, zâhirdir ve bâtındır. O her şeyi bi lendir.^ 43 “O, her ân yeni bir yaratmadadır (şen).” (Rahmân, 55/29) âyetine atıf yapılmaktadır. 44 Hadîd, 57/3. O, vahdâniyyeti ile zâhir, ferdâniyyeti ile bâtındır. Onun vahdâniyyeti nâsût âleminde, ferdâniyyeti ise gayb ve melekût âlemindedir. Yâni şehâdet ve gayb âleminde bulunan varlığın tamâmı Hakk’ın vücûdudur; herhangi bir ikilik söz konusu değildir. Allah’tan başka mevcûd yoktur (Lâ mevcûde illallah). Q, zâtı ve varlığının kendinden olması ile (kayyûmiyyet) evveldir. Ebedî sürekliliği ile (deymûmiyyet) âhirdir. Cenâb-ı Hakk’ın isimleri olan evvel, âhir, zâhir ve bâtının harflerinin varlığı da O’dur. O hem isimdir hem de müsemmâdır. Bilmelisin ki, Cenâb-ı Hakk’ın varlığı (vücûd) zo runlu olduğu gibi mâsivânın da yokluğu (adem) zorunludur. Zîrâ mâsivâ olarak zannedilen şeyler 55

