Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Vahdet-i vücûd meselesi inkâr edilecek ve hatta ge reksiz yere abartılacak bir mesele değildir. Zîrâ “Onları sen öldürmedin ancak Allah öldürdü. Sen atmadın attığında, ancak Allah attı”29 gibi âyet-i kerîmeler ve “Yeryüzüne (el-ardu s-süflâ) bir ip sar kıtsanız, o mutlaka Allah’ın üzerine düşer”30 gibi hadîs-i şeriflerin zahir anlamları dahi vahdet-i vücûdu gösterdikleri için bunları kabul etmek zo runludur. “Allah göklerin ve yerin nûrudur”31 âyet-i anlatılmak istenen iki husus vardır: îlki her mertebede zuhûra gelenin Hak olduğu, diğeri ise Hak ile halk (yaratılmışlar) ara sındaki ayniyet/gayriyet ilişkisi. Meselenin ayniyyet ve gayriyyet bağlamında geniş bir îzâhı için bkz. Mustafa Tahralı, “Fusûsu’l-Hikem’de Tezadlı İfâdeler ve Vahdet-i Vücûd”, (A. Avni Konuk, Fusûsu’l-hikem Tercüme ve Şerhi içinde), İstanbul: ÎFAV Yayınları, 1989, II, s. 9-38; Ayrıca genel an lamda varlık mertebelerini îzâhta kullanılan semboller hak kında bkz. Mahmud Erol Kılıç, îbn Arabi Düşüncesine Giriş, s. 271-296. 29 Enfâl,8/17. 30 Tirmizî, Tefsir, 57 (3611). Hadîsin metni tam olarak şöyledir: Ebû Hureyre’den rivâyetle Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Nefsim yed-i kudretinde bulunan Allah’a yemin olsun ki yer yüzüne, bir ip sarkıtsanız, o mutlaka Allah’ın üzerine düşer.” Hz. Peygamber bu hadîsi îrâd buyurduktan sonra şu âyet-i celîleyi okudu: “O evveldir, âhirdir, zahirdir, bâtındır. O her şeyi bilendir.” (Hadîd, 57/3). Allah’ın ilmi ve kudreti her yerde olduğu için hadîs şârihlerine göre hadîste geçen ifâdeyi Al lah’ın ilmi ve kudretinin üzerine düşer, yâni hiçbir şey Allah’ın ilmi ve kudretinin dışında değildir şeklinde anlamak gerekir. Bu minvalde şu rivâyeti de benzer şekilde değerlendirebiliriz: “Bir kişi sadaka verdiği zaman, bu sadaka dilencinin eline düş mezden evvel Allah’ın eline düşer.” 31 Nûr, 24/35. 45

