Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Varlığın Fenâsı Hakkında Ariflerin pek çoğu mârifetullah için varlığın fenâsı (fenâ-i vücûd) ve fenânın fenâsı (fenâ-i fenâ) gerek lidir demişlerdir. Ancak onlar bu konuda açık bir yanılgı içindedirler. Varlığın fenâsı, ibâdetler sâyesinde nefsin yerilen niteliklerini yok edip, teslim ve tevekkül gibi övülen nitelikleri elde etmesidir. Fenânın fenâsı ise, elde edilen bu övülmüş nitelikleri kişinin kendinden bilmemesidir. Oysa Hz. Peygam- ber’in “Nefsini bilen muhakkak Rabbini bilir” hadîsinden anlaşılacağı üzere mârifetullahı elde et mek nefsin fenâ bulması ile değil, nefsin mârifeti ile mümkün olmaktadır. Şöyle ki mârifetullah ne varlı ğın fenâsına ne de fenânın fenâsına ihtiyaç duyar. Çünkü mâsivânın (eşya) gerçek bir varlığı yoktur. Varlığı olmayanın ise fenâsı tasavvur olunamaz. Zîrâ fenâ varlığın isbâtından sonra olur. Nefsini varlıksız ve fenâsız bir şekilde bilirsen Cenâb-ı Allah’ı da bil miş olursun; yoksa O’nu bilmemiş olursun. Mârifetullahın, varlığın fenâsı ve fenânın fenâsı ile bir arada düşünülüp ilişkilendirilmesi (izafet) şirkin isbât edilmesi anlamına gelir. Zîrâ Hz. Peygamber “Nefsini bilen muhakkak Rabbini bilir” buyurmuş, “Nefsini fânî kılan muhakkak Rabbini bilir” bu- yurmamıştır. Çünkü bir şeyi isbât ettikten sonra o şeyin fenâsına artık ihtiyaç duyulmaz. Yâni esâsen 38

