Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
mâsivâ için bir varlık söz konusu değildir. Dolayı sıyla varlığı olmayan bir şeyin fenâsı da olamaz. Senin varlığın bir hiçtir (lâ-şey).26 Varlığını yok luk ile öncelediği gibi varlığının nihâyeti de yokluk olacaktır. Hiç olan, fenâ, fenânın fenâsı, var olan (mevcûd) ya da yok olan (mâdûm) sıfatlarından bi risi ile nitelenemez. Aslında Hz. Peygamber hadîsiyle şunu îmâ etmektedir: Sen kıdemde oldu ğun gibi ilelebed yokluk üzere bulunacaksın. Ay rıca Hz. Peygamber, “Cenâb-ı Allah var idi, baş kaca bir şey yok idi” buyurmuştur. Yâni burada, sen varlık kazandıktan sonra yok oldun kabilinden bir şey söz konusu değildir; sen zâten yoksun. 26 Es’ad Erbîlî’nin Molla Câmî’nin bir şiirine yaptığı tahmis şöyledir: [Der bâğ-ı beka ne gül şodem ne hârî / Ne mest-i mey-i fenâ ne hoşyârî / Sencîdem bâr-ı hîş güftem ârî / Men htçem u kem ze-hîç hem bisyârî/ Ez hîç u kem ez hîç neyâyed kârî.] Beka bağında ne gül oldum ne diken / Ne fenâ şarâbının sarhoşu yum ne de ayık bir insan / Kendi değerimi tarttım ve evet de dim: / Ben hiçim hattâ hiç bile değilim / Hiçten ve hiç bile ol mayandan hayır gelmez. M. Es’ad Erbîlî, Dîvân-t Es’ad, İstanbul: Erkam Yayınları, 1991, s. 112. Bilinmelidir ki, genel îtibâriyle varlık üç türe ay rılmaktadır: (1) Zorunlu varlık, (2) Mümkin varlık, (3) Mümtenî varlık. Aklî ve naklî deliller ile sâbit ol duğu üzere zorunlu varlık birden fazla değildir. Mümkin varlık, aslında yok olan (mâdûm) ancak, bir mûcidin îcâdıyla var olan varlıktır. Mâsivânın tamâmı mümkin varlık kategorisi altında değerlen dirilirler. Bu yüzden onlar, zâtları bakımından ezelî ve ebedî olarak, yok hükmündedirler; ancak Cenâb-ı 39

