Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Rabb’im ile bildim.”25 Hz. Peygamber, burada şuna işâret ediyor: Sen, sensiz ne sensin ne de O’sun. Yâni senin kendi zâtınla kâim olmadığına ve sende olan varlığın sana âit olmadığı hâlde Hak Teâlâ’nın varlığından ibâret olduğuna işâret buyurmuşlardır. Yoksa bu, mümkün varlıkların vücûdu, -hâşâ- zo runlu varlık olan Hakk’ın vücûdudur, demek de ğildir. 25 Bilinen hadîs kitaplarında yer almayan bu cümle, bazı tasavvuf klasiklerinde birtakım nüanslarla Hz. Peygamber’e nispet edi lerek rivâyet edilmişken bazılarında ise bu sözün Hz. Ebûbekir, Hz. Ali, Zü’n-Nûn Mısrı, Ebû Hüseyin en-Nûrî, Cüneyd-i Bağdâdî, Bâyezîd-i Bistâmî tarafından söylendiği rivâyet edil miştir. Bkz. Ahmet Yıldırım, Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadîslerdeki Dayanakları, s. 301-304. Ne O, senin içindedir (dâhil); ne de sen, O’nun içindesin. Aynı şekilde ne O, senin dışındadır (hâriç); ne de sen, O’nun dışındasın. Yâni varlığın birliği (vahdet-i vücûd) doğru olmakla berâber biri diğeri ile iç içe geçmiş şeklinde bir anlam zihinlere gelmemelidir; dışında olmak husûsu için de durum benzerdir. Bununla şunu da kast etmiyorum: Sen varsın ve senin sıfatın da budur. Aslında demek istediğim şudur: Sana ait geçmişte ve de gelecekte senin bir varlığın yoktur. Zîrâ mahzâ mâdûm ol duğun için ne nefsinle kâim bir vücûdun vardır, ne de Rabbinle (bihî), ne O’nda (fihi) ne O’nunla bir likte (maahû) bir vücûdun vardır. Sana ne fâni de nilir, ne de mevcûd. Herhangi bir sebep olmaksızın sen O’sun, O da sen. Sende olan vücûd, Hakk’ın vücûdudur. Hakk’ın vücûdu sende tecellî etmekte- 36

