Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Varlık Hakkında “Nebâ” ve “enbiyâ” kelimelerinin harflerinin var lığı, başkasının değil yalnız O’nun varlığıdır. Ondan başkasının varlığı olmadığı gibi ne fenâsı, ne ismi ve ne de müsemmâsı vardır. Yâni vahiy anlamına gelen “nebâ” kelimesi ve haber verenler anlamındaki “enbiyâ” kelimesinin varlıkları, hakikatte onları yokluktan varlık âlemine getiren (mûcid) Cenâb-ı Hakk’ın bir tecellîsinden ibârettir. Dolayısıyla mâsivâ için ne vücûd ne de fenâ, ne isim ve ne de müsemmâ vardır. Bu yüzden Hz. Peygamber “Nefsini bilen muhak kak Rabbini bilir” buyurmuştur. Yâni bir insan kendisinin hakikatte mâdûm olduğunu ve varlığı nın da kendisine ödünç24 olarak verildiğini idrâk ederse Cenâb-ı Hak’tan başka bir mevcûd ve ger çek bir mâlik olmadığını da idrâk etmiş olur. Yine Hz. Peygamber buyurmuştur ki: “Rabb’imi 24 İnsanın varlığının ödünç olduğuna ilişkin Es’ad Erbîlî şunları söylemektedir: Bir kimse kendi varlığının Allah tarafından kendisine ödünç olarak verildiğini bilmedikçe gerçekte vâcibu’l-vücûdu tevhîd etmiş olamaz. Ve böylece küçük şirk lerden de kurtulamaz. “Senin kendinde varlık görmen, diğer hiçbir günâhla ölçülemeyecek kadar büyük bir günâhtır” buyurulmuştur. Es’ad Erbîlî, Mektûbât (haz. H. Kâmil Yılmaz ve îrfan Gündüz), İstanbul: Erkam Yayınları, 2005, s. 269. 35

