Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
İsim ve Müsemmâ Hakkında Hamd ve senâ O Yüce Zât’a mahsûstur ki, O’nun vahdâniyyetinden5 önce bir “önce”nin (kabl) vücûdu yoktu. Çünkü önce O’dur; yâni O, el-Ev- vel’dir. Ferdâniyyetinden6 sonra da bir “sonra” yoktur. Ferdâniyyetini tâkip edecek bir şey yoktur. Zîrâ O, el-Âhir’dir.7 5 Allah’ın bir ve tek oluşu, şerikinin olmaması; Allah’ın zâtının isim ve sıfatlarıyla bir olması. Kâşânî, Tasavvuf Sözlüğü, s. 582. 6 Tasavvuf ıstılahında özel bir birlik türü olan ferdâniyyet, akledilir ve duyulur âlemdeki her türlü neticenin kaynağı ve il kesidir. Vahdâniyyet, Hakk’ın zâtına; ferdâniyyet ise ulûhiyyet mertebesine dönük bir durumdur. Bkz. Suâd el-Hakîm, İbnü’l- Arabî Sözlüğü (çev. Ekrem Demirli), İstanbul: Kabalcı Yayı nevi, 2005, s. 189-190; Seyyid Mustafa Râsim, Tasavvuf Sözlüğü -Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil- (haz. İhsan Kara), İstanbul: İnsan Yayınları, 2008, s. 864. 7 Bu ifâdelerde şu âyete atıf vardır: “O evveldir, âhirdir, zâhirdir ve bâtındır. O her şeyi bilendir." (Hadîd, 57/3). O vardır ve O’nunla birlikte ne önce, ne sonra, ne yakın, ne uzak, ne nasıl, ne nerede, ne “ne zaman”, ne ân, ne vakit, ne zamân, ne üst, ne alt, ne kevn ve ne de mekân vardır. Yâni Cenâb-ı Hakk’ın zâti vahdeti, sıfatları ve fiilleri söz konusu hallerden herhangi birisiyle nitelenemez. Zîrâ Hz. Peygam ber, “Cenâb-t Allah var idi, başkaca bir şey yok idi. 23

