Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
rica risâlemizde sırasıyla zikrolunacak sahih hadîslerden de açıkça anlaşılacağı üzere vahdet-i vücûdu hemencecik gelişigüzel inkâr eylemek pek mâkül olmasa gerektir. Doğum yeri Endülüs olan, mârifetin parlayan gü neşi, velâyetin nûrânî ufku Şeyh-i Ekber Muhyiddîn îbn Arabî (ö. 638/1240) hazretlerinin gevher saçan eserlerinden “Nefsini bilen Rabbini bilir” hadîsinin4 anlamı hakkındaki risâlesinde vah det-i vücûda dâir görmüş olduğum iknâ edici delilleri Türkçeye tercüme etme işine giriştim ve Arapçaya âşinâ olmayan ihvânım için de neşretme cesaretini gösterdim. 1 İsmail b. Muhammed Aclûnî, Keşful-Hafâ l-II, Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2000, II, s. 343. Literatürde bu sözün Hz. Peygamber’e âit bir hadîs-i şerif mi yoksa kelâm-ı kibar mı ol duğu yönünde birtakım tartışmalar söz konusudur. Bu minvâlde, her ne kadar Hz. Ali veya Yahyâ b. Muâz er-Râzî’nin sözü olduğu yönünde bazı görüşler varsa da, Hucvîrî, îbn Arabî ve İmâm-ı Rabbânî gibi pek çok sûfi yazar nezdinde bu söz, itibâr görmüş bir hadîstir. Hadîs usûlü bakımından tahrîc ve değerlendirilmesi için bkz. Ahmet Yıldırım, Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadîslerdeki Dayanakları, Ankara: Türkiye Diyânet Vakfı Yayınları, 2000, s. 229-230. Tevfîk Cenâb-ı Allah’tandır. 22

