Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ferd ile bir âlet vardır. Her ne kadar insan olan bir kimse havâstan hâlî değilse de, lâkin £jJ 4^ a^2° olan Hazreti Allah basar ile idrâk olunan mekâdîr ve sem’ ile işitilen esvât ve şâmme ile duyulan revâih ve zevk ile anlaşılan tuûm ve lems ile takdir olunan keyfıyyât nev’inden münezzeh bulunduğu için âlât ve edevâtın kâffesi onun idrâkinden âcizdir. <lJ Ij oj*P aSjJj ¿)î jbJ o^P ij>jjl ^ jj^ı ¿n jl> j-b) (al^ ajJ; ^ dİ Jlp jlA^I ¿jâi ^ Ja Şunu da ilâve edelim ki eğer bir gayrın vücûdu câiz olsaydı, o gayrın idrâki de câiz olurdu. Hâlbuki jLA^I ^;^ ^ cümlesi21 ile bir gayrın mevcûd olmadığını tenbîh buyurmuşlardır. 20 Şûrâ, 42/11. 21 Enam, 6/103. OA 'jl «ûy» ¿jX Jj a^A aS'jJü ^ au) Ya’nî Cenâb-ı Hakk’ı idrâk eden ancak mâsivâ âyinesinde tecellî eyleyen kendi hakikatidir, başka bir şey değildir. (A ? ¿11 45111 ¿JjaJI yi) Zâtını zâtıyla idrâk eden kendisidir. ^alll ¿JjA ^ ¿>A>cJb ÂJj>t^ ly’ii jUd^I İÎjJ5 *iâ) (Jlll Öyle olunca müdrik olan ebsâr değildir. Çünkü ebsâr hâdistir, adem ile mesbûktur. Bir zât, bir zât-ı kadîmin idrâkinden âciz bulunacağı tabiîdir. (cJÎ JUj JıL jL- jli) Eğer birisi suâl edip derse: “Yâ Şeyh, sen A1 f^^ ol* ^ ^ J^ ^^ ^ °A"> (Wa Cenâb-ı Hakk’ı isbât ve geride kalan her şeyi nefyediyorsun. Ya bu gördüğümüz bunca eşyâ nedir?” 124

