Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
“Biz eşyâ-yı habîse ve nezîheye ne suretle nazar edelim? Meselâ gübreyi veyâhûd cîfeyi görünce bunlara Allah mı söyliyelim? ^o U^lij ^Li'ill oJük ^^ k~J jj$Ç öl ^«üjj ^tc ^1 idî) (^jj öjJI iSji ^J 4jL>- iöJI ^ ^ ¿^ Cevâben deriz ki: Cenâb-ı Hak bu misillü eşyâ-yı habîseden mukaddes ve münezzehtir. Zâten bizim de ifâdelerimiz o gibi kimselerledir ki, cîfeyi cîfe ve gübreyi gübre olarak görmezler. Belki mahlûkâtın her nev’ ve cinsini ve belki her bir zerresini Cenâb-ı Hakk’ın masnûu ve delîl-i kudreti olarak müşâhede ederler. (^^ JUj <ü)l jö> j-J 4j| (Jaj j>UJl Iİa ^1 (J^aljJl jli) Zîrâ bu makama vâsıl olan ârifler Vâcibü’l-Vücûd hazretlerinden başka bir mevcûd-i hakîkî olmadığını ra’nâ bilmişlerdir. Evet, âyine karşısında duran zât âyinede gözüken, şekl-i inşâna bir vücûd veremeyeceği şüphesizdir. JjjJ jAj jl4i;^l ASjJj A jJUj 4)1 Jli Jlü JjL> JL* jli) (J^i C <aö>- loj 4s'^>u Jji ob jLöj^I Sail derse. “Cenâb-ı Hak buyurmuştur ki: ‘Ebsâr Allah ’ı idrâk edemez. Fakat kendisi ebsârı idrâk eder. ’ Hâlbuki siz bunun hilâfını iddiâ ediyorsunuz. Maksad nedir?” iijjj A A^ iF**-# _>* ELs l» ^ç^r Eli /^ <—>1 j^JU) (j^'l Cevâben deriz ki, bu kitâbda söylediğimizin kâffesi (j^l ¿jjJ ^’ın19 ma’nâsını îzâh ediyor. 18 Enam, 6/103. 19 Enam, 6/103. (aÎjJu jM £> ^ Mj 4ÎjX j^Î ^ ^ Ya’nî, Zât-ı Eceli ü A’lâ’yı idrâk için ne bir ferd var, ne de bir 123

