Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hakk’ın olur. Verâset-i Enbiyâ hükmüyle jp jLy Uj (jj^l 6 kezâlik ^5 ¿1 ¿^j ¿¿ij SI ¿455 Uj17 âyet-i celîlesine mazhar bulunur. Aleyhi’s-salât Efendimiz makâm-ı fenâdan, makâm-ı bekaya terakki etmiş olduğundan ¿43 SI ile fı’l-i ^5 kendilerine isnâd buyurulmuş ise de efâlin hakikatte Cenâb-ı Hakk’a mahsûs olduğunu i’lâm için ¿44 Uj buyurul muştur. 16 Necm,53/3. 17 Enfâl,8/17. (JL‘ ¿1 üyu <JJ oly^j) Ma’rifet-i nefsini iddiâ etmek ma’rifetullahı iddiâ etmektir. (o JdJI ^yj o ¡5/jJI ^J ¿K!j) Şu kadar var ki sen da’vâyı ondan işitir ve fi’li ondan görüyorsun. Ene’l-Hak, söyleyenlerin, ya’nî vahdetti ’1-vücûd esrânndan behre-yâb olanların ilim ve irfânı ise âyine-i ekvânın her zerresinde cilve-nümâ olan vücûd-ı Bârî’den başka bir şey olmadığını anlamak için müşkilât çekmemişlerdir. Sırası gelmiş iken ufacık bir misâl ile mes’eleyi tenvir edelim. Şöyle ki Seyyid Ahmed Bedevi -kuddise sırrûhu- hazretlerinin, vefat eden bir derviş üzerine, salât-ı cenâzeyi edâ etmek üzere iken, imâm-ı mescid gelip imâmet kendi hakkı olduğunu iddiâ edince, Seyyid Hazretleri “Ne ben, ne de sen! cJl l^İ ^” buyurmuş ve müteveffa hayât bulmuştur. Bedevi hazretlerinin lisânından sâdır olan şu kelâmı hakikatte Cenâb-ı Hakk’a isnâd eylemek mecbûrîdir. Zîrâ Muhyî ve Mümît ancak bu Zât-ı Eceli ü A’lâ’dır. 120

