Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
190 / Musahabe 6 lun ameli ile kıyâs kabûl etmez. Meselâ, bir işçi her gün çalışmakla ancak geçinebilir. Fakat zengin ola maz. Lâkin bir kimse bir ağanın veyâ pâdişâhın yanın da olup da kendini sevdirirse efendisi ona ihsân edince çabucak zengin olur. İşte Cenâb-ı vâhibü'l-atâyâ Allah zü’l-celâl hazret lerinin ihsânı da ölçüsüzdür. Bu ihsânını da bir bahane ve bir vesîle ile verir. Biz mü’minler de Cenâb-ı Hakk’ın lütfüne mazhar olmak ve kendimizi sevdirmek için: “Ya Muhammedi Eğer muhabbetullahi teâlâyı arzu ederseniz bana tâbî olunuz, Allah da sizi sev sin!’’147 nazm-ı celîli mantûkunca Rasûl-İ Ekrem -sal- iallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz’in izine ittibâ etmekliğimiz lâzımdır. 147. Âl-i İmrân Sûresi 731. Cezbesiz hiçbir velî yetişmemiştir. Çünkü Cenâb-ı Allah -azze ve cele- bir kulunu kendi tarafına çekmez se hiçbir kimse kendi kendine Cenâb-ı Hakk'a yetişe mez. Bazen sülük mukaddem olur ve bazen de cezbe mukaddem olur. Cezbe-i hakîkîyye sülûktan sonra olan cezbedir ki, bu daha makbul ve kemâllidir. Bu kısım meczuba sâlik-i meczûb denilir. Meczûb-i sâlik ise, mübtedîlerin halidir, istikâmet ederlerse istifâde ederler, değilse edemezler. Bazı meczûblar keşifler görür ki, bu hal kendilerini yoldan alıkor. Şeriata ittibâ etmeyince o hali de kaybo-

