Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Keşif - Keramet / 1 89 laa gibi şeyleri terk etmelidir. Daimî zikr-i kalbı ile meş gul olup havâtır geldikte istiğfar, edip Cenâb-r Hakk’a te veccüh ile iltica etmek ve halktan uzlet edip kelâm söy lemekten dilini tutmak ve âmâl-i dünyeviyeyi terk edip ayrıca kalbi işgal eden işlerden ihtiraz etmelidir. Hadîs-i şerifte: "Rahmânın cezbelerinden bir cezbe, ins ve cinnin ameline denktir." duyurulmuştur. Cenâb-ı Hakk’ın cezbi, ins ve cinnin amelinden ef- daldir. İnsanın, kendi, kuvvet ve tâkatiyle Cenâb-ı Hakk’a sülük ve kurbiyetiyle, Cenâb-ı Hakk’ın ahz ü cezbi arasındaki fark, beyne's-semâ ve’I-arz gibidir. Hattâ insanda olan kuvvet, Cenâb-ı Allah’ın kuvvetine nisbeten yok gibidir. Cezbe; Cenâb-ı Hakk’ın mânen cezbedip, bir kulu nu kendi muhabbetine çekmesi, yaklaştırması demek tir. Bazı kimselerin hilkatinde toprak unsuru gâliptir. Mi- zâcı türâbî olanlar, tahammül eder, bağırmaz. Bazı sâ- liklerde unsur-ı nârî yani âteş galip olduğundan gelen hal ve füyûzâta tahammül edemez; bağırir, ağlar, rûhu lezzet duyar, zarfı olan cesed ona tahammül edemez. Bir tencerede yemeğin kaynaması gibi olur. ”Cezb-i Rahmanın, sekaleynin yani ins ve cinnin amelinden efdal olması nasıl oluyor?" denilirse ins ve cinnin ameli kendi çalışıp kazanmasıyladır. Fakat Ce- nâb-ı Hakk’ın ihsânı böyle değildir, ölçüsüzdür. Bir ku-

