Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
146 / Musahabe 6 vâm ve teselsülü için de her zaman irşâd edici ehi ü erbâb kimseler yetiştirilmiştir, CenâbH Hakk -azze ve celle- hazretleri ulûm-i zâ- hiriyeyi tedrîs ve tâlim için her zaman âlimler yetiştir miş olduğu gibi ulûm-i bâtıniyeyi de tâlim için her za manda ricâl-i sûfiyeyi eksik buyurmamıştır. Ve mânevî yola girmeyi istemeyen nefs-i emmâre ashâbı kullara karşı Allah'ın bir hücceti olmak üzere ehliyeti tevatürle sâbit bulunan bir kulunu kulların gözleri önüne koy muştur. Bedenî hastalıklardan şifâyab olmak için bir tabi bin teşhis ve tedâvisine ihtiyacın lüzumu bilindiği gibi, kibir, hased, hubb-i dünya ve şâir emrâz-ı kalbiyenin tedâvisi için de bir tabîb-i mânevinin tedâvisine daha ziyâde eşedd-i ihtiyâç ile muhtaç bulunulduğundan, te- gâfül ve tecâhül edilmemelidir. Hakk -celle ve alâ- hazretleri, Âdem -aleyhisse- lâm-’ı topraktan yarattı. “Ona rûhumdan üflediğim zaman siz derhal onun için secdeye kapanınız."109 âyet-i celîlesinde beyân buyurulduğu veçhile, rûh nefhi ile cesed-i Âdem hayât buldu. 109. Hİcr Sûresi / 29; Sâd Sûresi / 72. ' ' Kezâ ana rahminde dört aylık cenine rûh nefholu- nunca hayât buluyor: “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz, ona insanla rın arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse, içinden çıkamayacak bir karanlıklarda kalan kişi gi-

