Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Salih Âlimlerle Sohbet / 145 tâhharaya ittibâdan ibarettir. Çünkü bu yol; doğru yol dur. insanı rızâullah-i teâlâya, cennet ve cemâline nâil eyler. Tarikattan maksat da bu yolda muvaffakiyettir. Bir tarikata ve mürşide râbıtası olmayanlar daha çok, şeytana tâbi ve Hazret-i Allah’a âsi oluyorlar. Râ- brtası kuvvetli olanlar ise şeytana mağlup olmuyor, me ğer ki rabıtada kusûru olsun, kusûru nisbetinde şeyta na mağlûp olur. Hadîs-i şerifte: “Her asırda benim ümmetimde sâbikûn yardır ki, bunlara büdelâ ve sıddîkûn denilir. Haklarında inayet ve merhamet-i İlâhiye o kadar mebzûldür ki, sîzler o sâyede yer ve içersiniz. Ve ehl-i arz İçin vukuu muta savver olan belâ ve musibetler onlar sayesinde def u refolur." duyurulmuştur. Sâbikûn, tekaddüm edenler, mukarrabîn demek tir. Her asırda sâbikûn, zamânı saadetten beri devam edegelmektedir. Asr-ı saadette sâbikûn şerefini, birin ci olarak erkeklerden Hazret-i Sıddîk -radıyallahu anh- kadınlardan Hazret-i Hatice -radıyallahu anhâ- çocuklardan Hazret-i Ali -radıyallahu anh- ihraz etmiş lerdir. Rasûlullah -sallailahu teâlâ aleyhi ve sellem- haz retleri zikr-i hafinin tâlim ve mü’minlere telkinini Hazret-i Ebû Bekr es-sıddik -radıyallahu anh-’e, zikr-i cehrinin de telkinini, Hazret-i Ali -radıyallahu anh-’e tevdi buyur muş olduğu gibi, bu hadîs-i şerifin meâl-i münîfine na zaran da bu tâlim ve telkin vazîfe-i mühimmesinin de-

