Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Bazı Fitneler / 253 keden kader-i İlâhîyi bilip dururken onun hilâfına duâ et memek gibi âlî ve ince bir edep gözetmişlerdir. * Enes İbn-i Mâlik -radıyallahu anh- şöyle demiştir: - Bir defâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- güneş nısfu’n-nehârdan meyil ettiğinde hücre-i saâdet- ten çıktı. Öğleyi kıldırdıktan sonra minbere çıkıp oturdu. Kıyâmetten bahis buyurdu. O gün büyük şeyler olaca ğını haber verdi. Sonra “Bana bir şey sormak isteyen varsa şimdi sorsun. Bu makamda durduğum müddetçe bana her ne sorar iseniz haber vereceğim!' buyurdu. Halk Nebi -aleyhi’s-salâtu ve’s-selâm- efendimizin ga zabından müteessir olarak pek ziyâde ağlaştılar. Hâzirûnun böyle zâr u giryân ağlamalarına o gün kü hutbede yevm-i kıyametin ahvâl-i azîmesine dâir duydukları haberler kadar, gazab-ı nebevî yüzünden üzerlerine azâb-ı İlâhînin nüzûlünden korkmaları da sebep olmuştu. Nitekim ümem-i sâlifenin enbiyâ aley- himu’s-salâtu ve’s-seiama karşı muhalefetlerinden do layı nice azâblara giriftâr oldukları o belâğatnümâ ve ibretbahşâ kısas-ı Kur'âniyye ile malûmları olmuştu. /Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de tekrar tekrar: Sorsanız a, buyuruyordu. Abullah bin Huzâfe ayağa kalkıp: - Benim babam kimdir, diye sordu. - Baban Huzâfe’dir, buyurdu.

