Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
128 / Musahabe 3 Mûsâ -aleyhisselâm- da zinâ edenleri recmederiz diye zinâ edenlerin cezâsını va’zında söyleyince Kâ- rûn, Mûsâ -aleyhisselâm-'a dedi ki: “Sen de zinâ eder sen hüküm öyle midir?” Mûsâ -aleyhisselâm- da: “Evet benim hakkımda da hüküm öyledir.” dedi. Kârûn, “Benî İsrâil, senin hakkında filân hatunla zinâ etti diyorlar.” dedi ve hatunu çağırttı. Lâkin hatun doğruyu söyledi. Kârûn’un kendisine iftirâ etmek üzere bin dînâr verdiğini açıktan söyledi. Kârûn rezil rüsvây oldu. Cenâb-ı Hak, Mûsâ -aleyhis- selâm-’ı tebrie etti. Cenâb-ı Hak -azze ve celle- hazret lerinin bu lûtfuna karşı şükür olmak üzere Mûsâ -aley hisselâm- secdeye kapandı. Ve secdede Kârûn’un he- lâkini Rabbisinden istedi. Cenâb-ı Hak Kâdir-i Mutlak hazretleri arzı, Mûsâ -aleyhisselâm-’ın emrine mûtî kıl dı. Benî İsrâil, Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- tarafına geçti. Kârûn’un yanında yalnız iki kişi kaldı. Mûsâ - aleyhisselâm- arza emretti; Kârûn’un olduğu taraf ha reket etti, Kârûn yere battı. Helâk oldu. Benî isrâilin süfehâ takımı dediler ki: “Hazret-i Mû sâ Kârûn’un malına tamah etti de helâkine sebep ol du.” Bunun üzerine Mûsâ -aleyhisselâm- Kârûn’un bil cümle malının yere batmasını Cenab-ı Hak’tan istir ham etti. Kârûn’un bütün malı da yere battı. Herkes Kârûn’un şerrinden kurtuldu. Onun helâki âleme darb-ı mesel oldu. İşte nifakın âkıbeti helâk ve felâkettir. Kârûn vakâsında bir çok mev’iza-ı ibret vardır ki: nasîhat dinlemeyen ve kibr ü gurûru kendine âdet edi nen ve malının zekâtını vermeyen ve tağyir-i hak ile bir

