Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Zekât / 127 Mûsâ -aleyhisselâm- nasihat ettiyse de kibr ü gu- rîıru her tarafını kapladığından nesâyihe asla kulak as madı. Akıbet gurûru helâkine sebep oldu. <üjj-/zj Âİ3 j^ <J dik İÂî J^J^ °J^j 4-! bjjZJ»i5 Tfj^voiiJl "j^ dlS" ûj ¿1 ûjj j^ “Kârûn’â insaf gelmeyince biz Kârûn’u ve ha nesini beraber yere batırdık. Kârûn’u biz yere batı rınca Cenâb-ı Allah’ın gayri Kârûn’a yardım eder bir cemâat bulunmadı. Binaenaleyh Kârûn yardım görenlerden olmadı."" Kâzî, Nisâbûrî, Hâzin’in beyânları veçhile Kâ- rûn’un helâki şöylece olmuştur: Zekât âyeti ahkâmına tevfikan Mûsâ -aleyhisselâm- Kârûn’dan malının zekâtını istediği halde İmtina ettiği gi bi benî isrâili de teşvik eder ve onlara: “Size Hazret-i Musa her ne emrettiyse tuttunuz. Şimdi de malınızı eli nizden almak ister. Bunun çaresini düşünmeli.” der idi. Son zamanlarda Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’a her türlü ezâyı revâ görmekten çekinmez bir münâfık idi. Ve hatta Mûsâ -aleyhisselâm-’a zinâ iftirasında bu lundu. Bir fâhişe kadına bin dînâr verdi. Bayram günü alâ melei’n-nâs iftirâ etmesini söyledi. Benî isrâilin zih nini iğfâl edeceğim zannıyla. Halbuki kendisinin ömrü nün son günü gelmişti. Bayram günü kibr ü gurûr ve azametle bayram mevkiine geldi. 99. Kasas Sûresi 7 81

