Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
42 / Musahabe 2 Müseylimetü'l-Kezzâb sahte nübüvvet iddiâsında bulunmak küstahlığına cüret etmişti. Hâşâ Kur’ân’a na zire olarak Sûre-i Kâria’ya nazîre kasd edip: Jjj ।_ ¿3 «d J4jlt> ¿Ljjlûj j^ıı^ j*^ı “Fil nedir? Fil ne bildirdi sana ki, fil nedir? Bir hur malığından ipe benzer kuyruğu vardır. Bir uzun hortu mu vardır. Tahkîkan bu bizim Rabbimizin halkından az dır...” Sözleriyle sanki Kur’ân’a nazîre söylemiş oldu. Kezâ bir sözünde; "Ey kurbağa, nice bir ötersin? Yuka rın suda, aşağın balçık içindedir. Ne suyu bulandırabi lirsin ne içen kimseyi men edebilirsin.” diyordu. İbn-i Abbas -radıyallahu anhümâ-’dan rivâyete göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Müseylİmetül-Kezzâb Medine’ye geldi ve: “Eğer Mu- hammed -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisinden son ra beni yerine halîfe kılarsa kendisine uyarım!" dedi. Kendisi Benî Hanîfe Kabîle’sinden olup beraberinde kavminden kalabalık bir cemaat da gelmişti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Müseylime’nin yanına gitti. Beraberinde hatîb-i Rasûlullah Sabit bin Kays da var dı. Rasûlullah’ın elinde hurma dalından bir değnek bu lunuyordu. Kavminİn içinde oturan Müseylime’nin karşı sında durdu. Onunla İslâm hakkında görüştü. Müseyli- me nübüvvet pâyesinden kendisine bir hisse verilmesi ni İstedi. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- ceva ben:

