Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kur'ân Öğrenmek / 41 na münhasır olmuş yani münkariz olmuş, geçmiş pey gamberlerin mûcizelerini görmek o zamanda yaşayan lara münhasır kalmıştır. Halbuki hâtemu'n-nebiyyîn -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz hazretlerinin Kur’ân mucizesi kıyâmete kadar bâkîdir. Zaman-ı saâdette belâğat meşhur idi. (İsa -aleyhis- selâm- zamanında tabâbet, Mûsa -aleyhisselâm- za manında sihir meşhur olduğu gibi.) Asr-ı saâdette dahî meşhur şairlerin şiirleri, kaside leri senenin muayyen gününde Sûk-ı Ukâz'da teşhir edi lir, birinciliği kazanan şiirler atlas kumaşlar üzerine yazı larak Kâbe’nin duvarına asılırdı. Bu sûretle Kâbe duva rına meşhur olarak yedi şiir asılmıştı. Buna muallâkât-ı seb'a denir İdi. İmru’l-Kays’ın şiiri Kâbe duvarında en başta asılır idi. Fakat Kur’ân-ı azîmü’ş-şânın fesâhat ve belâğatı Kâbe duvarındaki asılı olan şiirleri çürüttüğün den kendi elleriyle Kâbe duvarından indirmişlerdir. Cenâb-ı Hak -azze ve celle- Kur'ân-ı Hakîm’inde fermanıyla şâirleri, edibleri müsâbakaya davet etti: “Ey muarızlar! Kur’ân gibi bir söz getiriniz! Kur’ân’ın kısa bir sûresi gibi bir sûre getiriniz! Kısa bir âyet kadar bir âyet olsun getiriniz!”35 buyurdu. 35. Bakara Sûresi, 23; isrâ Sûresi, 88; Tûr Sûresi, 34

