Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Maraz-ı Kalb / 129 “Ey Rabbına mûtî’ olan nefs-i mutmaînne!.. Sen dön o Rabbına! Hem râdiye olarak hem mardıyye! Gir kullarım içine, gir cennetime!..”94 Bunda îmân-ı kâmil, İslâm-ı hakîkî kuvvet bulmuş olur. Ve bu îmân zevâlden mahfuz ve halelden mâsun dur. Fakat nefs-i emmârede îmân, halel ve zevalden mahfuz değildir. Yani hâtimede îmânsız gitmek tehlike si vardır. Allâhümme’h-feznâ... Hadis-i nebevide: ^ ;^ ¿^ Gili jjkJ Jı ^i “Ya Rabbîl Senden, sonu küfre müncer olmayan îmân isterim!" buyurulmuştur. islâm-ı hakîkînin husulü nefs-i emmârenin inkıyadı na mütevakkıftır. Binâenaleyh, itmi'nân-ı nefsten evvel yalnız tasdîk-i kalbî ile husûle gelen İslâm’a, İslâm-ı mecazî derler. Ve nefis mutmainne olduktan sonra olan îmâna da, îmân-ı hakîkî denir. İtmi’nândan evvel erkân-ı İslâm’dan olan namaz, savm, zekât ve şâir a’mâl-i hasene gûyâ sûret-i a’mâl- 94. Fecr Sûresi / 27-30.

