Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
124 / Musahabe 1 il olunca balın lezzetini tatmış olur. Binâen-aleyh, haki kî îmân tahsili için maraz-ı kaibînin izâlesi zarûrîdir.87 87. “Mânı ile muktazî bir araya gelince mâniin defi evvele alınır.” (Mecelle). Nefs-i emmâreye gelince: Nefis hadd-i zâtında ahkâm-ı şer'iyyeyi münkir ve bittabi onun hilâfına hâkimdir. Çünkü Tekâlîf-i ilâhiy- yenin icrâsı nefse pek ağır gelir. Echel-i eşya nefs-i emmâredir ki, kendisinin düş- man-t bed-hânıdır... Ve himmeti kendi nefsini helâk et meyedir. Onun arzusu veliyyü’n-niam olan Mevlâ-yı Hazret-i Rahmân Celle Sültanühû'ya mâ’siyet ve düş- man-ı cânıolan şeytana itâattır. Bu sebebden,tezkiye-i nefs zarûrî olup, nefis tezki yesi olmadıkça yakîn husulü de geç görünür. Ve felah da ancak tezkiye-i nefstedir. Nitekim: <'•> l^S ¿^ ^^ Âîj <^> l^ij ¿^ ^jl J “Onu tertemiz yapan muhakkak umduğuna er miş, onu alabildiğine örten ise elbette ziyana uğrat mıştır.”88 Şerîat-i Bâhire’yi inkâr eden kimse, nebâtın halâve- tini münkir olan gibidir. Tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalb- den maksad, emrâz-ı kalbiyye ve âfât-ı mâneviyyeyi izâledir. 88. Şems Sûresi / 9-10.

