Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
17. Mektub >3! Kemâlât-ı maddiye ve ma’neviye ile müzeyyen olduğunu zu ilâna muktedir ve inâyât-ı bî-gâyât-i ilâhiyye ile münevver bulunduğunuzu ityâna müteşemmir olan kalem-i müşgin ra- , kamınızın dürer-bâş olduğu tahrîrât-ı nâdire ve ibârât-ıfâhıre- nizi kühlü’l-cevâhir-i bâsıre-imübâhât eyledim. Murakabeden dolayı birkaç kelime sarf buyurmuş olduğunuz için bilmünâ- sebe cevâbında arzolunur ki: Makam-ı muallâ-yı aslîsinden ayniyi süflâ-yı cismâniyete nüzül eden ve bir daha evc-i a‘lâ-yı tecerrüde müsteıdd-i suüd bulunan letâif-i rühâniyye-i insâniyyemiz ancak tevâlî-i mura- kabat ile teâlî eder. Fazla olarak sâlik murâkabe-i Ahadiy- yet’ten maıyyete, maıyyetten akrabiyyete, akrabiyyetten mu- habete, muhabbetten Vâhıdiyyete kadar mebsût ve mümtedd olan şâh-râh-ı hakikate dahî nâil olabilir. KâleUahu teâlâ fi ha- disi’l-kudsî 9 Çünkü edâ-yı ferâiz ile mükellef olan cismâniyet olduğu gibi îfâ-yı nevâfil ile dahî muvazzaf olan rühâniyettir. Binâbefîn devâm-ı murakabe ve kemâl i ihlâs ile Cenâb-ı Hakk'a ihtiyâr-ı ihtisas eden bir bertde-i bahtiyar .için ebvâb-ı tefeyyüz ve tealinin küşâde ve esbâb-ı muvaffakiyetin âmâde bulunduğu bedîhidir. Cenâb-ı Allah zât-ı âlinizi bu gibilerin a’dadına dâhil buyursun. Zahir bâ-halk, bâtın bâ-Hakk güru hundan ayırmasın. 86

