Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
55 çaktır. Nitekim Peygamber - aleyhisselâm -: — Kişi sevdiği kimselerle haşrolunur/’ buyurmuştur. Bu fikrin daha fazla açıklanıp aydınlanması arzu olu nursa: — Hannâs, insan gönlüne vesvese verendir.7 âyet-i kerimesini gösterebiliriz. Cenğb-ı Hakk, Kur’an’da Han- nâs’dan. kendisine sığınmamızı emrediyor. Hannâs, şeytan dır. Bu şeytan müminleri gözetmekte ve kalbin zikirle meşgul olduğunu anlayınca geri çekilip savuşmakta oldu ğu gibi zikirden ğâfil bulunanların gönlüne de bozucu ves veseler atmaktadır. İşte bunun için dünyada iken bir ta rikata intisâb etmek ve mürşidin öğretip telkin edeceği zikir ile kalbini ihya etmek her mü'min için önemli ve lü- zûmludur. Şunu da ilâve edelim ki, mel’ûn şeytanın şeyh’e bağlı tarikat’ mensûblarına karşı zafer kazanamayacağı yukarı daki geniş açıklamalardan anlaşılıyorsa da, görülen ve du yulanlarla bu fikrim isbât 'etmek kabil olamıyor. Zira tari kat mensubları âdâsında İlâhi kanun mânâsına gelen şe riatın .ahkâmına riâyet ve bilhassa imanın alâmeti demek olan namazın edâsına hakkıyla dikkat göstermeyen kim seler de mevcut olduğu şüphesizdir. Buna cevap olarak di yebiliriz ki, hadis-i şerifte olan şeyhten maksat bu ismi ta şıyan bir şahıs olmayıp belkit Allah’ı sıfatlarıyla tanıyan Lir kimse olmakla beraber kalpten bir niyet ile ibâdet ve taatlara niüdâvim, günahlardan. kendini koruyan, nefsin istekleriyle zevklere düşkünlükten yüz çeviren şeriat ve tarikata hizmet eden bir zattır. Bu böyle olduğu gibi şeyh’e mensûb olanlara da mürşidin şeriat ve tarikat dâiresinde bulunan emirlerine itaat etmesi vazifeleridir. Netice olarak hadîs-i şerifin mânâ ve mefhumundan gerçekten istifâde edebilmek bu saydığımız şartların bu lunmasına bağlıdır. Fakir, bu görüşü isbât için misâl olarak diyebilirim ki, bir hastanın hastalığından kurtulma sı elbette ki hâzik bir doktorun vermiş olduğu ilaçlarımı gü zelce’ kullanılmasına bağlıdır. Doktor hâzik yâni işinin ehli ve mütehassıs olmaz, yahut hasta da aldığı ilâcı güzelce kullanmazsa beklenen şifâ gerçekleşmez.

