Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
3TJ şerde dahî ztr~i himayelerinde bulunacaktır. Kdle aleyhis-se- Bu müddeânın daha ziyâde tavzih ve tenviri arzu olunur ise, - ju-tul jj.^ j ^^>y, ^J^til. âyet-i celilesini irâe ede biliriz. Cenâb-ı Hakk «hannâs^tan istiâzemizi emir buyuruyor. Hannâs, şeytandır. Bir şeytan mü’minleri tarassud etmekte ve kalbin zâkir olduğunu ihsâs edince geri çekilip savuşmak ta olduğu gibi zikirden gafil bulunanlara da ilka-i mefsedet' eylemektedir. İşte bunun için dünyada iken bir tarîkat-ı aliy- yeye intisâb etmek ve mürşidin ta’lım ve telkin ettiği zikr-i şerif ile kalbini ihyâ eylemek her bir mü’min için ehemm ve elzemdir. ^1 . Şunu da ilâve edelim ki, şeytân-ı lâînin müntesibın-i me- şâyıh’a zafer-yâb olamayacağı tafsılât-ı sâbıkadan anlaşılır i se de meşhûdât ve mesmûât ile bu müddeâyı isbât eylemek kabil olamıyor; zira müntesibîn meyânında kanûn-ı ilâhı o lan şeriattı mutahharanın bazı ahkâmına riâyet ve bâ-husus . alâmet-i îman olan edâ-yı salâta hakkıyla dikkat etmeyen kimseler de mevcûd olduğu şüphesizdir. Buna cevap olarak ifâde olunur ki, hadıs-i şerifte olan şeyhten maksad bu isim ile müsemmâ olan bir şahıs olmayıp belki «Arifi billâh ve sı- fâtih» olmakla beraber ibâdet ve tââtına muvâzıb, meâsîden müctenib,' inhimâk-i lezâizye şehevât-ı nefsâniyeden mu’rız, hâdim-i şeriat ve mürevvic-i tarikat olan bir zattır. ' Bu böyle olduğu gibi mensûb olanların dahî mürşidin şe riat ve tarikat dâiresinde bulunan emirlerine itâat etmesi lâ zımdır. . El-hâsıl hadîs-i şerifin ma’nâ ve mefhûmundan hakkıyla müstefid olmak şerâit-ı ma'rûzanın vücûduna mütevakkıftır. Bu müddeâyı isbât için misâl olarak diyebilirim ki, bir ma’lû- lun illetinden rehâsı elbette bir hekîm-i hâzıkın vermiş oldu ğu ilâcın hüsm-i istimâline mütevakkıftır. Hekim, hazık ol maz, veyâhud ma’lûl olan, kimse aldığı ilâcı hüsn-i isti’mâl ey lemezse matlûb olan şifâ intizâr olunmaz. 54 R

